Türkiye’de Şirketler Doğru Yeteneği Arıyor
Uzun yıllar boyunca Türkiye’de işgücü piyasasının en büyük sorunu yeterince istihdam yaratamamak olarak görüldü. Son yıllarda ise yüksek sayıda istihdam yaratılmasına rağmen, problemin tamamen ortadan kalkmadığını, yalnızca yön değiştirdiğini görüyoruz. Şirketler hâlâ işe alım yapıyor, hatta birçok sektörde açık pozisyon sayısı artmaya devam ediyor. Ancak bu kez temel problem pozisyon açmak değil, o pozisyonlara doğru yeteneği bulabilmek. İŞKUR’un 2025 İşgücü Piyasası Araştırması kapsamında değerlendirilen yaklaşık 1,7 milyon iş yerinde toplam 17,3 milyon çalışan bulunurken, birçok sektörde yetenek temininde ciddi güçlük yaşandığı görülüyor. Raporda özellikle açık iş oranlarının yüksekliği, temininde güçlük çekilen meslekler ve beceri uyumsuzluğu dikkat çekiyor. Bu durum yalnızca Türkiye’ye özgü değil. LinkedIn’in 2026 Skills on the Rise verileri ve Dünya Ekonomik Forumu’nun Future of Jobs 2025 analizleri de, küresel ölçekte şirketlerin artık diploma veya geçmiş deneyimden çok, adaptasyon kapasitesi yüksek ve teknolojiyle birlikte çalışabilen yeteneklere yöneldiğini gösteriyor. Özellikle yapay zekâ, otomasyon ve dijital dönüşüm süreçleri, işgücü piyasasında doğru yetenek tanımını yeniden şekillendiriyor. İşe Alımda Yeni Öncelik: Adaptasyon Yeteneği İŞKUR araştırmasının en dikkat çekici taraflarından biri, işverenlerin yalnızca teknik yeterlilik değil, beceri uyumu ve işe hızlı adapte olabilme kapasitesi araması. Raporda, şirketlerin doldurmakta zorlandığı pozisyonlarda talep edilen becerilere ilişkin analizler, organizasyonların artık daha hibrit bir çalışan profiline yöneldiğini gösteriyor. Bu durumda şirketler yalnızca teknik uzmanlığı güçlü değil, aynı zamanda teknolojiye adapte olabilen, iletişim kurabilen, problem çözebilen ve farklı disiplinlerle birlikte çalışabilen profesyoneller arıyor. Bu değişimin arkasında birkaç temel neden bulunuyor. İlk olarak iş süreçleri artık çok daha hızlı değişiyor. Şirketler yalnızca birkaç yıl önce ihtiyaç duymadıkları teknolojileri bugün operasyonlarının
- Jilda Bal
Beyaz yakalı çalışanlar için artık yalnızca gündemin gerisinde kalmak değil, kendi uzmanlık alanının, rolünün veya beceri setinin geride kalması da önemli bir endişe kaynağı haline geliyor. Bu yeni kaygı, iş dünyasında FOBO (Fear of Becoming Obsolete) kavramıyla ifade ediliyor. Türkçe’ye geçerliliğini kaybetme korkusu olarak çevrilebilecek FOBO, çalışanların işlerini kaybetmekten çok, işlerinin ve yetkinliklerinin gelecekte ne […]
- Ekonomist
- Jilda Bal
Uzun yıllar boyunca Türkiye’de işgücü piyasasının en büyük sorunu yeterince istihdam yaratamamak olarak görüldü. Son yıllarda ise yüksek sayıda istihdam yaratılmasına rağmen, problemin tamamen ortadan kalkmadığını, yalnızca yön değiştirdiğini görüyoruz. Şirketler hâlâ işe alım yapıyor, hatta birçok sektörde açık pozisyon sayısı artmaya devam ediyor. Ancak bu kez temel problem pozisyon açmak değil, o pozisyonlara doğru […]
- Jilda Bal
Finansal teknoloji şirketi Bolt’un CEO’su Ryan Breslow’un, yeniden yapılanma sürecinde tüm İK ekibini işten çıkardıklarını ve bu kararın ardından bazı sorunların ortadan kalktığını söylemesi, global iş dünyasında İnsan Kaynakları departmanlarının rolüne ilişkin dikkat çekici bir tartışma başlattı. Bu çıkış, İK’nın gerekliliğinden çok, şirket içinde nasıl konumlandığı, iş hedefleriyle ne kadar entegre çalıştığı ve çalışan deneyimiyle […]