Türkiye’de Şirketler Doğru Yeteneği Arıyor
Uzun yıllar boyunca Türkiye’de işgücü piyasasının en büyük sorunu yeterince istihdam yaratamamak olarak görüldü. Son yıllarda ise yüksek sayıda istihdam yaratılmasına rağmen, problemin tamamen ortadan kalkmadığını, yalnızca yön değiştirdiğini görüyoruz. Şirketler hâlâ işe alım yapıyor, hatta birçok sektörde açık pozisyon sayısı artmaya devam ediyor. Ancak bu kez temel problem pozisyon açmak değil, o pozisyonlara doğru yeteneği bulabilmek.
Bir Hollandalı çalışan cuma öğleden sonra dizüstünü kapattığında, Türkiye’deki meslektaşı haftanın 10,5 saatini fazladan çalışmış oluyor. Yıla vurduğunuzda bu, yaklaşık üç aylık ek mesai demek.
- Jilda Bal
İyi performans gösteren bir çalışanı ekipte tutmak çoğu yönetici için doğal bir refleks. O çalışan işi biliyor, süreçleri taşıyor, müşteriyi tanıyor, ekibin temposunu dengeliyor ve çoğu zaman yöneticinin üzerindeki yükü de azaltıyor. Böyle bir çalışanın başka bir ekibe ya da role geçmesi, ilk bakışta ekip performansı açısından risk gibi görünebilir. Ancak kurum ölçeğinden bakıldığında bu refleksin daha farklı bir sonucu
- Para Dergisi
Son yıllarda çalışan deneyimi daha çok bağlılık, aidiyet ve anlam arayışı üzerinden konuşuluyordu. Bugün ise bu denkleme daha güçlü bir başlık eklendi: Güvence arayışı.
- Jilda Bal
Bir dönem CEO koltuğuna giden yolun rotası daha tahmin edilebilir görünüyordu. Aynı şirkette uzun yıllar kalmak, kurum kültürünü içeriden öğrenmek, hiyerarşide basamak basamak yükselmek ve doğru anda üst yönetime yaklaşmak, liderlik kariyerinin doğal akışı olarak görülüyordu. Sadakat, kariyerin en güçlü sermayelerinden biriydi. Bugün ise bu formül değişiyor. Şirketlerin karşı karşıya olduğu belirsizlik, teknolojik dönüşüm, jeopolitik riskler ve hızlanan iş modeli