İşten Çıkarmalar Sonrası Kalan Çalışanların Suçluluk Sendromu
Toplu işten çıkarmalar sonrası işini kaybetmemek, çıkarmaların etkisinden kurtulmak anlamına gelmiyor. Son yıllarda tüm dünyada teknoloji şirketlerinden perakende zincirlerine kadar birçok kurumda yaşanan toplu işten çıkarmalar, yalnızca ayrılan çalışanları değil, kalanları da derinden etkiliyor. İlk bakışta şanslı görünen bu “kalan” çalışanlar, aslında iş güvenliği kaygısı, etik sorgulamalar ve tükenmişlik hissi gibi yeni bir psikolojik yükle karşı karşıya kalıyor. Literatürde “survivor’s guilt” olarak tanımlanan bu durum, Türkçe’de “kalan çalışanların suçluluk sendromu” olarak ifade ediliyor ve modern iş dünyasının görünmeyen krizlerinden biri haline geliyor.
Güven, 2025’in En Değerli Para Birimi
2025 yılına doğru ilerlerken, iş dünyası önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Ancak bu dönüşümün en önemli parçalarından biri, belki de en değerli olanı: Güven. Güven, artık sadece liderlerle çalışanlar arasındaki ilişkiyi şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kurumların gelecekteki başarılarını da belirliyor.
- Jilda Bal
Bugün bir yöneticiye “Teknoloji ekibinize zaman kazandırıyor mu?” diye sorsanız büyük olasılıkla “Evet” yanıtını alırsınız. Aynı ekibe “İş yükünüz azaldı mı?” diye sorduğunuzda ise yanıt çoğu zaman “Hayır” oluyor. Bu iki yanıt arasındaki mesafe, kurumsal hayatın en az konuşulan çelişkilerinden biri. Yapay zekâ ve otomasyon, işleri hiç olmadığı kadar hızlandırdı, ancak çalışanlar kendini hiç olmadığı kadar yorgun hissediyor.
- Jilda Bal
Ekonomide durgunluk, büyümenin yavaşladığı ve yatırımların ertelendiği dönemleri tanımlar. Benzer bir durgunluk, artık kariyerlerde de yaşanıyor ve bu durum hırs durgunluğu olarak adlandırılıyor.
- Ekonomist
- Jilda Bal
Genç neslin duygusal ilişkiler için popülerleştirdiği bir terim var. “Situationship”, tarafların ayrılmadığı ama bağlanmadığı, adı konmamış ilişkiyi anlatıyor.