İşten Çıkarmalar Sonrası Kalan Çalışanların Suçluluk Sendromu
Toplu işten çıkarmalar sonrası işini kaybetmemek, çıkarmaların etkisinden kurtulmak anlamına gelmiyor. Son yıllarda tüm dünyada teknoloji şirketlerinden perakende zincirlerine kadar birçok kurumda yaşanan toplu işten çıkarmalar, yalnızca ayrılan çalışanları değil, kalanları da derinden etkiliyor. İlk bakışta şanslı görünen bu “kalan” çalışanlar, aslında iş güvenliği kaygısı, etik sorgulamalar ve tükenmişlik hissi gibi yeni bir psikolojik yükle karşı karşıya kalıyor. Literatürde “survivor’s guilt” olarak tanımlanan bu durum, Türkçe’de “kalan çalışanların suçluluk sendromu” olarak ifade ediliyor ve modern iş dünyasının görünmeyen krizlerinden biri haline geliyor.
Güven, 2025’in En Değerli Para Birimi
2025 yılına doğru ilerlerken, iş dünyası önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Ancak bu dönüşümün en önemli parçalarından biri, belki de en değerli olanı: Güven. Güven, artık sadece liderlerle çalışanlar arasındaki ilişkiyi şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kurumların gelecekteki başarılarını da belirliyor.
Bir çalışan işten ayrıldığında ilk akla gelen gerekçe çoğunlukla ücret oluyor. Bugün ise giderek daha fazla çalışan, daha yüksek maaş yerine belirli bir deneyimi kazanmak için rol değiştiriyor.
- Ekonomist
Ekipleri ayakta tutması beklenen yöneticiler, bugün organizasyonların en fazla yük altındaki katmanı haline geldi. Gallup’un 2026 State of the Global Workplace raporu, şirketlerin en kırılgan halkasının artık çalışanlar olmadığını, üstten gelen dönüşüm ve maliyet baskısı ile alttan yükselen ekip beklentileri arasında sıkışan orta kademe yöneticiler olduğunu ortaya koyuyor.