Gilda&Partners’ın kurucusu Jilda Bal, iş dünyasının bağımsız yayın organı Harvard Business Review’da.
- Jilda Bal
Bir kitabın sayfaları arasında kaybolmak, sevdiklerimizle zaman geçirdiğimizde dış dünyadan uzaklaşmak özlem duyduğumuz anlar haline geldi. Bugün ise telefonumuz bir kez titrediğinde, dikkatimizi toplamak dakikalar sürüyor. Sosyal medya bildirimleri, e-postalar, mesajlaşma grupları ve içerik bombardımanı yalnızca gençleri değil, hepimizi kuşatmış durumda. Evde, yolda, tatilde ya da işte… Dikkat dağınıklığı artık günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Bu sorun yalnızca bireysel hayatımızı değil, kurumsal dünyayı da etkiliyor ve artık kurumların genel verimliliğini düşürür hale geliyor.
- Jilda Bal
Toplu işten çıkarmalar sonrası işini kaybetmemek, çıkarmaların etkisinden kurtulmak anlamına gelmiyor. Son yıllarda tüm dünyada teknoloji şirketlerinden perakende zincirlerine kadar birçok kurumda yaşanan toplu işten çıkarmalar, yalnızca ayrılan çalışanları değil, kalanları da derinden etkiliyor. İlk bakışta şanslı görünen bu “kalan” çalışanlar, aslında iş güvenliği kaygısı, etik sorgulamalar ve tükenmişlik hissi gibi yeni bir psikolojik yükle karşı karşıya kalıyor. Literatürde “survivor’s guilt” olarak tanımlanan bu durum, Türkçe’de “kalan çalışanların suçluluk sendromu” olarak ifade ediliyor ve modern iş dünyasının görünmeyen krizlerinden biri haline geliyor.
- Jilda Bal
Kadınlar artık eğitimde geride değil. Hatta birçok ülkede üniversite mezuniyet oranlarında erkekleri geride bırakıyorlar. Ancak iş ekonomik katılıma geldiğinde, tablo hızla değişiyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 2025 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu verilerine göre, eğitimde yüzde 95, sağlıkla ilgili alanlarda yüzde 96 oranında eşitliğe ulaşılmışken, ekonomik katılım sadece yüzde 61. Üstelik liderlik pozisyonlarında kadın temsili hâlâ çok sınırlı.
- Jilda Bal
Yeni mezun bir adayın iş arayışında en sık duyduğu cümle nedir? “Tecrübeniz yok.” Bu, uzun süredir genç profesyonellerin kariyer yolculuğundaki en büyük engeldi. Deneyim, işe alınmanın ön koşulu, fakat deneyim kazanmak için de önce işe alınmak gerekiyordu. Bu döngü, iş hayatına yeni adım atanlar için bir bariyer niteliğindeydi. Bugün bu bariyer, teknolojinin evrimiyle daha da görünür hale geldi. Özellikle yapay zekâ ve otomasyonun iş süreçlerine entegre edilmesiyle, giriş seviyesi pozisyonların büyük bir kısmı ya dönüşüyor ya da tamamen ortadan kalkıyor. Şirketler daha fazla risk almak yerine, doğrudan deneyimli çalışanlara yönelmeyi tercih ediyor.
- Jilda Bal
2025 yılına doğru ilerlerken, iş dünyası önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Ancak bu dönüşümün en önemli parçalarından biri, belki de en değerli olanı: Güven. Güven, artık sadece liderlerle çalışanlar arasındaki ilişkiyi şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kurumların gelecekteki başarılarını da belirliyor.
- Jilda Bal
Günümüz iş dünyasında yetenekleri elde tutmak, yalnızca finansal ödüllerle sağlanabilecek bir hedef olmaktan çıktı. Dünya Ekonomik Forum’un 2025 Global Risk Raporu, özellikle son yıllarda yaşadığımız krizlerin, kurumsal güvenlik anlayışını köklü bir şekilde değiştirdiğini ve yeteneklerin korunması için yeni stratejiler geliştirmenin gerekliliğini vurguluyor. Bu bağlamda, aidiyet duygusunun yanı sıra esnek bağlılık modellerinin ve psikolojik güvenliğin önemi giderek artıyor. Peki, şirketler için hayati öneme sahip olan bu kavramlar arasında hangisi daha kritik? Yeteneklerin kalıcılığı için aidiyet duygusu mu daha fazla etkili, yoksa organizasyonlara adaptasyon yeteneği mi?
ETİKETLER
Son Yazılar
Pandemiden sonraki yıllar, iş dünyasının alışık olduğu öngörülebilirlik zeminini büyük …
2020’li yılların başında yaşanan pandemi, tedarik zinciri kırılmaları ve hızlı …
Son yıllarda iş dünyasında çeşitlilik ve kapsayıcılık neredeyse tartışmasız bir …