Gilda&Partners’ın kurucusu Jilda Bal, iş dünyasının bağımsız yayın organı Harvard Business Review’da.
- Jilda Bal
Kadınlar artık eğitimde geride değil. Hatta birçok ülkede üniversite mezuniyet oranlarında erkekleri geride bırakıyorlar. Ancak iş ekonomik katılıma geldiğinde, tablo hızla değişiyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 2025 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu verilerine göre, eğitimde yüzde 95, sağlıkla ilgili alanlarda yüzde 96 oranında eşitliğe ulaşılmışken, ekonomik katılım sadece yüzde 61. Üstelik liderlik pozisyonlarında kadın temsili hâlâ çok sınırlı.
- Jilda Bal
Yeni mezun bir adayın iş arayışında en sık duyduğu cümle nedir? “Tecrübeniz yok.” Bu, uzun süredir genç profesyonellerin kariyer yolculuğundaki en büyük engeldi. Deneyim, işe alınmanın ön koşulu, fakat deneyim kazanmak için de önce işe alınmak gerekiyordu. Bu döngü, iş hayatına yeni adım atanlar için bir bariyer niteliğindeydi. Bugün bu bariyer, teknolojinin evrimiyle daha da görünür hale geldi. Özellikle yapay zekâ ve otomasyonun iş süreçlerine entegre edilmesiyle, giriş seviyesi pozisyonların büyük bir kısmı ya dönüşüyor ya da tamamen ortadan kalkıyor. Şirketler daha fazla risk almak yerine, doğrudan deneyimli çalışanlara yönelmeyi tercih ediyor.
- Jilda Bal
2025 yılına doğru ilerlerken, iş dünyası önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Ancak bu dönüşümün en önemli parçalarından biri, belki de en değerli olanı: Güven. Güven, artık sadece liderlerle çalışanlar arasındaki ilişkiyi şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kurumların gelecekteki başarılarını da belirliyor.
- Jilda Bal
Günümüz iş dünyasında yetenekleri elde tutmak, yalnızca finansal ödüllerle sağlanabilecek bir hedef olmaktan çıktı. Dünya Ekonomik Forum’un 2025 Global Risk Raporu, özellikle son yıllarda yaşadığımız krizlerin, kurumsal güvenlik anlayışını köklü bir şekilde değiştirdiğini ve yeteneklerin korunması için yeni stratejiler geliştirmenin gerekliliğini vurguluyor. Bu bağlamda, aidiyet duygusunun yanı sıra esnek bağlılık modellerinin ve psikolojik güvenliğin önemi giderek artıyor. Peki, şirketler için hayati öneme sahip olan bu kavramlar arasında hangisi daha kritik? Yeteneklerin kalıcılığı için aidiyet duygusu mu daha fazla etkili, yoksa organizasyonlara adaptasyon yeteneği mi?
- Jilda Bal
Bugün çalışma hayatında dört farklı jenerasyonun bir arada var olduğu bir ortamda yaşıyoruz. Baby Boomer’lar (1946-1964 doğumlular), X jenerasyonu (1965-1980 doğumlular), Y jenerasyonu (Millennial’lar olarak da bilinen 1981-1996 doğumlular) ve Z jenerasyonu (1997-2012 doğumlular)… Her biri, kendi dönemininde şekillenen ve o dönemin sosyal, ekonomik, kültürel dinamiklerinden etkilenen belirgin bir iş yapma tarzına sahipler.
- Jilda Bal
Çeşitliliğe önem veren ve kapsayıcı bir işyeri kültürü, sadece etik ve sosyal sorumluluk açısından değil, aynı zamanda organizasyonel verimlilik ve inovasyon açısından da son derece kritik bir rol oynuyor. Son yıllarda, iş dünyasında eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık (DEI) konularına artan bir odaklanma gözlemliyoruz. Çalışanların farklı din, dil, ırk, sosyoekonomik ve kültürel geçmişlerden gelmesi ve eşit fırsatlara sahip bir ortamda birlikte çalışması, toplumsal adaletin sağlanmasına katkı sunarken, aynı zamanda şirketlerin daha yaratıcı, yenilikçi ve rekabetçi olmasına da yardımcı olur.
ETİKETLER
Son Yazılar
Son yıllarda iş dünyasında çeşitlilik ve kapsayıcılık neredeyse tartışmasız bir …
Bugün işe başvuru kararları, geçmişte olduğundan çok daha geniş bir …
Bugün çoğu organizasyon ölçemediklerini yönetemeyeceği anlayışıyla hareket ediyor. Fakat işin …