Cam tavan uzun yıllardır iş dünyasında kadınların liderlik yolculuğunu anlatmak için kullanılan en güçlü metaforlardan biriydi. Ancak bugün tabloya yakından baktığımızda, sorun yalnızca en üst katlarda yaşanmıyor. Pek çok kadın, cam tavana ulaşamadan önce çok daha erken bir noktada takılıyor. Çünkü merdivenin ilk basamağı kırık olduğunda, üst katlara çıkmak baştan zorlaşıyor.
McKinsey & Lean In’in Women in the Workplace raporlarına göre, bu durum “Broken Rung”, kırık basamak olarak tanımlanıyor ve ilk yöneticilik terfisinde ortaya çıkıyor. Rapora göre, ilk yönetici seviyesine geçişte her 100 erkeğe karşılık yalnızca 93 kadın terfi edebiliyor. Kadınlar için bu oran, özellikle farklı etnik kökenlerde 60’a kadar inebiliyor.
Bu eşitsizlik yalnızca tek bir terfi anına özgü değil. Aynı araştırma, bu sorunun 11 yıldır neredeyse hiç değişmediğini gösteriyor. Buradaki sorun geçici bir dalgalanmanın ötesinde, yapısal ve kalıcı bir kırılmaya işaret ediyor. Sorunun temelinde, kadınlar bu ilk basamağı kaçırdığında, üst kademelerde sayısal dengeyi yakalama şanslarını daha en başta kaybediyor. Yönetici havuzu erkek ağırlıklı şekillendiğinde, sonraki terfilerde potansiyel lider olarak görülen kadın aday profili de aynı yönde daralıyor.
Rapor, eşitsizliğin kökeninin sanılandan çok daha erken başladığını gösteriyor. Erken kariyer döneminde desteği tüm çalışanlar için kritik öneme sahip. Kariyer desteği yalnızca mentorluk ya da geri bildirimden ibaret olmamalıdır. Üst düzey bir liderin, bir çalışanı kritik fırsatlarda yer vermesi anlamında değerlendirilmelidir. Bu tür bir kariyer desteğine sahip olan çalışanların terfi edilme olasılığı, araştırmaya göre desteği olmayanlara kıyasla neredeyse iki kat daha yüksek olduğu görülüyor. Buna karşın giriş seviyesinde kadınların yalnızca %31’i bu tür bir kariyer desteğine sahipken, erkeklerde bu oran %45 seviyesindedir.
Raporların da altını çizdiği üzere bu veriler, kadınların erken kariyer döneminde daha sınırlı destek alması, daha az görünür olması ve önemli projelere erişimde geride kalmasıyla birleşiyor. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta ise, kadınlar yeterli destek, net kriterler ve yönetsel sahiplenme gördüklerinde terfi isteği ve performans açısından erkeklerle aralarındaki fark kapanması oluyor. Bu durumda mesele motivasyon eksikliği değil, fırsatlara erişim.
Bu durum, ilerleyen seviyelerde neden hâlâ yeterince kadın lider görmediğimizi ve cam tavanı oluşturan yapı taşlarını da açıklıyor. Bugün liderlik çeşitliliğini tartışırken odağı yalnızca C-seviyeye çevirmek yeterli değil. Asıl dönüşüm, kariyer merdiveninin en başında başlıyor. İlk yöneticilik adımı adil, şeffaf ve bilinçli şekilde tasarlanmadıkça, cam tavanı kırmaya yönelik tüm çabalar eksik kalıyor. Kadınların liderlik yolculuğundaki sorunlar en tepede değil, en başta başlıyor. Ve o ilk basamak onarılmadan, yukarıya çıkan yol herkes için eşit hale gelmiyor.