World Economic Forum’un Global Risks 2026 raporu, eşitsizliği tek bir alandaki bozulma olarak değil, küresel risklerin kesiştiği merkezi bir kırılganlık alanı olarak ele alıyor. Eşitsizlik, iki yıldır üst üste küresel riskler arasında diğer başlıklarla en yoğun bağlantı kuran risk olarak öne çıkıyor.
Rapora göre eşitsizlik, gelir ve servet dağılımındaki bozulmadan ekonomik fırsatlara erişime, cinsiyet eşitsizliğine, istihdam güvencesinden temel haklara kadar uzanan çok katmanlı bir yapıyı ifade ediyor. Bu alanlardaki gerilim arttıkça, ekonomik durgunluk, toplumsal kutuplaşma, güven kaybı ve hak erozyonu gibi riskler güçleniyor.
WEF’in küresel riskler arası etkileşim haritası, eşitsizliğin yalnızca eşlik eden bir sorun olmadığını, diğer risklerin şiddetini ve hızını artıran bir etki yarattığını gösteriyor. Bu nedenle eşitsizliğin iki yıl üst üste riskler arasında en merkezi bağlantı noktası olarak öne çıkması, küresel sistemdeki kırılganlıkların geçici olmadığını ve kalıcı bir yapıya dönüştüğünü işaret ediyor. Eşitsizlik bu konumunu korudukça, ekonomik, toplumsal ve siyasi risklerin birbirini besleme hızı da artıyor.
On yıllık risk perspektifinde de bu eğilim değişmiyor. Küresel Risk Algı Araştırması 2026 sonuçları, eşitsizliğin uzun vadede toplumsal kutuplaşma ve yanlış bilgi yayılımı gibi yüksek etkili risklerle birlikte hareket ettiğini gösteriyor. Bu riskler zaman içinde yönetilmesi zor bir tehdit alanı oluşturuyor. Özellikle eşitsizliğin, ekonomik fırsatlara erişim ve güven duygusu üzerindeki baskısı arttıkça, toplumsal ayrışma derinleşiyor ve bilgi ekosistemindeki kırılganlıklar daha görünür hale geliyor. WEF verileri, bu etkileşimin geçici dalgalanmalardan değil, yapısal bir bozulmadan kaynaklandığına işaret ediyor ve önümüzdeki on yılda risklerin tek tek değil, birlikte ağırlaşacağı bir zemine dikkat çekiyor.
Bu çerçevede eşitsizlik, yalnızca bugünün riskleriyle ilişkili bir başlık değil, önümüzdeki dönemin nasıl bir küresel zeminde ilerleyeceğine dair güçlü bir gösterge haline geliyor. World Economic Forum verilerine göre, küresel liderlerin %57’si önümüzdeki on yılı türbülanslı ya da fırtınalı olarak tanımlıyor. Bu algının arkasında, risklerin tekil şoklar halinde değil, birbirini besleyen zincirler halinde ilerlemesi yatıyor. Bu nedenle eşitsizlik, kurumlar ve liderler için politika ve strateji düzeyinde ele alınması gereken bir öncelik haline geliyor. Eşitsizlik bu zincirin merkezinde kaldığı sürece, ekonomik dalgalanmaların toplumsal etkisi daha sert hissedilecek ve kurumların uzun vadeli istikrar üretme kapasitesi zayıflayacak. WEF’in çizdiği tablo, eşitsizliğin azaltılmadığı bir senaryoda küresel risklerin ayrışarak değil, daha sıkı biçimde birbirine bağlanarak ağırlaşacağı bir geleceğe işaret ediyor.