Dijital Dönüşüm Yorgunluğu

Özellikle son yıllarda, dijital dönüşüm ve yenilikçi teknolojiler, liderlerin ajandasında öncelikli bir yer edindi. PwC’nin 2022 yılı Digital IQ araştırmasına göre, katılımcıların yüzde 53’ü son 2 yıl içinde dijital dönüşüm çalışmalarını hızlandırdıklarını kaydetti.

2025 yeni̇ mezunlar için zorlu bi̇r yıl mı olacak?

Ayrıca, Deloitte’un 2025 Küresel İnsan Sermayesi Trendleri Raporu da insan kaynakları yöneticilerinin %66’sının, yeni işe alınan çalışanların rolleri için tam anlamıyla hazır olmadığını düşünüyor.

Güven, 2025’in En Değerli Para Birimi

2025 yılına doğru ilerlerken, iş dünyası önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Ancak bu dönüşümün en önemli parçalarından biri, belki de en değerli olanı: Güven. Güven, artık sadece liderlerle çalışanlar arasındaki ilişkiyi şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kurumların gelecekteki başarılarını da belirliyor.

Maaşlar Artık Sır Değil

Jilda Bal’a göre ise sürecin net beklentilerle ilerlemesi sayesinde son dakika sürprizlerinin yaşanma olasılığı azalıyor. Ayrıca yan haklar, çalışma koşulları ve beklentiler baştan konuşulabildiği için hem aday hem işveren için daha sağlıklı bir değerlendirme zemini oluşuyor.

Anadolu’ya “Beyaz” Göç

FİNANS, SATIŞ VE TEKNİK ROLLER Anadolu’daki şirketlerin en çok talep gösterdiği beyaz yakalı pozisyonları arasında mühendislik, üretim, lojistik, finans, insan kaynakları ve satış alanları öne çıkıyor.

Yetkinlik Portföyü Çağı

Bundan on yıl önce bir çalışanın kariyer yaşamı boyunca 2-3 büyük değişime uğraması normal kabul edilirdi. Ancak, araştırmalara göre, dijitalleşme, otomasyon, yapay zeka ve dönüşen iş yapış biçimleri, yetkinliklerin raf ömrünü 3 yıla kadar indirdi.

Aidiyet mi, Adaptasyon mu?
Risk Çağında Yetenek Tutmanın Anahtarı

Günümüz iş dünyasında yetenekleri elde tutmak, yalnızca finansal ödüllerle sağlanabilecek bir hedef olmaktan çıktı. Dünya Ekonomik Forum’un 2025 Global Risk Raporu, özellikle son yıllarda yaşadığımız krizlerin, kurumsal güvenlik anlayışını köklü bir şekilde değiştirdiğini ve yeteneklerin korunması için yeni stratejiler geliştirmenin gerekliliğini vurguluyor. Bu bağlamda, aidiyet duygusunun yanı sıra esnek bağlılık modellerinin ve psikolojik güvenliğin önemi giderek artıyor. Peki, şirketler için hayati öneme sahip olan bu kavramlar arasında hangisi daha kritik? Yeteneklerin kalıcılığı için aidiyet duygusu mu daha fazla etkili, yoksa organizasyonlara adaptasyon yeteneği mi?

Aşk Acısı İznine Çıkıyorum!

ÖZEL HAYAT DENİLİP GEÇİLMEMELİ Gilda&Partners Kurucusu Jilda Bal, ayrılık ya da boşanma gibi duygusal olarak yıpratıcı yaşam olaylarının, bireyin sadece özel hayatında değil, profesyonel yaşamında da önemli dalgalanmalara neden olabildiğine değinerek, “Özellikle konsantrasyon kaybı, motivasyon düşüklüğü, iletişimde zorlanma ve tükenmişlik hissi, iş performansını doğrudan etkileyen başlıca başlıklardan.

Verimsiz Toplantılar Şirketlere Milyarlar Kaybettiriyor

Araştırma, yalnızca ABD’de toplantı verimsizliğinden dolayı yılda 259 milyar dolar, Birleşik Krallık’ta ise 64 milyar dolar gibi devasa bir kayıp yaşandığını ortaya koyuyor. Günümüzde toplantılar kurumsal karar alma süreçlerinin merkezinde yer alırken, bu büyük kayıpları engellemek için daha az toplantı yapmaktan ziyade toplantıları daha verimli ve kapsayıcı hale getirmek gerekiyor.

2025’te CFO’ların Önceliği Yapay Zeka

CFO’lar, yapay zekanın işletmeler üzerindeki etkisine CEO’lardan daha fazla güveniyor. Mercer’ın yayımladığı 2025 Yönetici Öngörüleri Raporu (Executive Outlook 2025 Report), CFO’ların yüzde 83’ünün yapay zeka yatırımlarının önümüzdeki yıl yüksek büyüme getireceğine inandığını ortaya koyuyor.

Maliyet Odaklı İşe Alımlar Artıyor… İşverenler ‘Çalışmayan’ Beyaz Yakalıyı Seçiyor

Son dönemde iş dünyasında dikkat çeken bir eğilim olduğu, şirketlerin mevcut çalışanları transfer etmek yerine ‘çalışmayan beyaz yakalıları’ istihdam etmeyi tercih ettiği belirtiliyor. Bu stratejinin arkasındaki temel neden ise ekonomik: Çalışan profesyoneller, iş değiştirmek için daha yüksek maaş talep ederken, çalışmayanlar ise daha makul maaş beklentileriyle işverenler için cazip hale geliyor.

Yeni Nesil Liderlikle Nesiller Arası Çatışmayı Fırsata Dönüştürmek

Bugün çalışma hayatında dört farklı jenerasyonun bir arada var olduğu bir ortamda yaşıyoruz. Baby Boomer’lar (1946-1964 doğumlular), X jenerasyonu (1965-1980 doğumlular), Y jenerasyonu (Millennial’lar olarak da bilinen 1981-1996 doğumlular) ve Z jenerasyonu (1997-2012 doğumlular)… Her biri, kendi dönemininde şekillenen ve o dönemin sosyal, ekonomik, kültürel dinamiklerinden etkilenen belirgin bir iş yapma tarzına sahipler. Bu jenerasyonlar arasındaki farklar, birlikte çalışmanın hem fırsatlarını hem de zorluklarını beraberinde getiriyor. Farklı nesillerin bir arada var olması, organizasyonlar için potansiyel bir güç kaynağı olabileceği gibi, uyumlu çalışmanın sağlanması adına stratejik yönetim gerektiren bir süreç de doğuruyor. Bu bağlamda, nesiller arası işyerindeki etkileşimlerde yaşanan zorlukları ve bu zorlukların yeni nesil liderlik stratejileriyle nasıl aşılabileceğini ele almak büyük önem taşıyor.

En Yeni C-Level Yöneticiler

Yapay zeka yeni pozisyonlar ortaya çıkardı Son yıllarda, yapay zeka ve veri analitiği gibi alanların ön plana çıkmasıyla birlikte, “Chief Artificial Intelligence Officer” (CAIO) ve “Chief Data Officer” (CDO) gibi yeni C-seviyesi pozisyonlar oluştu. CAIO, organizasyonların yapay zeka stratejilerini belirlemek ve uygulamakla sorumlu.

İşverenler, Çalışmayan Beyaz Yakalıya Yöneldi!

Maliyet odaklı işe alımlar artıyor İş dünyasındaki bu değişimin temelinde, beyaz yakalı pozisyonlarda maaş seviyelerinin gerilemesi yatıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2024 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren üniversite mezunu işsizlerin sayısı bir milyon kişiyi geçti.

Çeşitli ve Kapsayıcı İşyerleri: Gerçekten Neler Değişiyor?

Çeşitliliğe önem veren ve kapsayıcı bir işyeri kültürü, sadece etik ve sosyal sorumluluk açısından değil, aynı zamanda organizasyonel verimlilik ve inovasyon açısından da son derece kritik bir rol oynuyor. Son yıllarda, iş dünyasında eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık (DEI) konularına artan bir odaklanma gözlemliyoruz. Çalışanların farklı din, dil, ırk, sosyoekonomik ve kültürel geçmişlerden gelmesi ve eşit fırsatlara sahip bir ortamda birlikte çalışması, toplumsal adaletin sağlanmasına katkı sunarken, aynı zamanda şirketlerin daha yaratıcı, yenilikçi ve rekabetçi olmasına da yardımcı olur. Ancak, bu değişimlerin gerçekten anlamlı olabilmesi için sadece söylemlerle kalınmamalı, stratejik bir yaklaşım benimsenmeli ve sonuçlara odaklanılmalıdır.

Küresel Cinsiyet Eşitliğine Ulaşmak İçin 134 Yıl Daha Gerekiyor!

Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu 2024 verilerine göre, küresel çapta cinsiyet eşitliğine ulaşmak için 134 yıl daha gerekiyor. Ekonomik alandaki kadınlara yönelik eşitsizlikler, bu sürenin hızla kısalması için küresel çapta daha güçlü adımlar atılması gerektiğini gösteriyor.

Güçlü Kadınlardan Işıklarını Yansıtan ve İlham Veren Mesajlar

Gilda&Partners Yönetici Ortağı Jilda Bal: Kadınların iş dünyasında liderlik rolünü üstlenmesi, sadece eşitlik adına değil, aynı zamanda sektördeki yenilikçi çözümlerin ve verimliliğin önünü açan bir faktördür. Bir Kadınolarak, çeşitliliği ve farklı bakış açılarını her zaman iş hayatımda bir avantaj olarak görmüş ve bu sayede daha güçlü ekipler kurabilmişimdir.

Hayalet İş Vampir İşe Alım

İnternette gördüğünüz her beş ilandan birinde pozisyon muhtemelen doldurulmuyor. Bu tarz ilanlar hayalet iş olarak tanımlanıyor.

Vazgeçemedikleri

Bal, triatlonun kendisine kattıklarını şöyle özetliyor: “Bu spor, bana özgürlük hissiyle birlikte kendi sınırlarımı yeniden keşfetme fırsatı sundu. Haftalarca süren antrenmanlar, erken saatlerde başlayan günler ve yoğun tempoya rağmen spor disiplinimi sürdürmek büyük bir kazanım oldu.

Gizli Kayıp

Uzmanlara göre bu durumun temelinde, çalışan beklentilerinin karşılanmaması, tükenmişlik sendromu, artan stres ve azalan şirket aidiyeti yatıyor. Sorunun büyüklüğünün farkında olan şirketler ise çalışan bağlılığını artırmaya yönelik özel uygulamalarla bu riski yönetmeye çalışıyor.

CEO’ların Yüzde 60’ı İşlerini Kaybetmekten Korkuyor

Gilda&Partners kurucusu Jilda Bal, yöneticilerin kaygılarını yönetme konusunda şunları ifade ediyor: Yöneticilerin artan kaygıları, yalnızca kendi performanslarını değil, aynı zamanda çalışanların motivasyonunu ve şirket kültürünü de etkiler. Bu nedenle, liderlerin duygusal zekalarını geliştirerek stresle başa çıkma becerilerini artırmaları önem taşıyor.

CEO’ların Kaygı Düzeyi Artıyor

Yapılan bir araştırmaya göre; CEO’ların %60’ı işlerini kaybetme endişesi taşıyor. Büyük ekonomik dalgalanmalar ve jeopolitik riskler nedeniyle iş modellerini gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyor.

Yukarı Çık