2026’ya girerken artan belirsizlik, küçülen ekipler ve ağırlaşan iş yükleri, liderliği performans ölçen bir rolden çıkarıp güven inşa eden, insan odaklı bir sorumluluğa dönüştürüyor. Konunun uzmanlarıyla 2026’da liderleri nasıl bir tablonun beklediğini konuştuk.
2026'da öne çıkacak lider profili, yalnızca hedef koyan ve performans ölçen değil, belirsizliği yönetebilen, açık iletişim kuran ve ekipleriyle bağ kurabilen yöneticilerden oluşacak.
Gilda&Partners Consulting Kurucusu Jilda Bal: "Teknolojik ilerlemenin kalıcılığı, insan faktörüne yapılan yatırımla ölçülür. 2026'da başarılı olacak şirketler, yalnızca yapay zekâyı entegre edenler değil, bu dönüşümü çalışanlarıyla birlikte yönetenler olacak."
2026 İş Gücü Görünümü araştırmasına göre, şirketlerin büyük bölümü önümüzdeki dönemi yeniden yapılanma, rol dönüşümü ve belirsizlikle tanımlıyor. Aynı araştırmada 2025'te yönetici kitlesinin %62'si, ekiplerdeki donma ve küçülme nedeniyle iş yükünün belirgin biçimde arttığını ifade ediyor.
İş hayatında eski tip güç kültürü yerini güçlendirme kültürüne bırakırken, “her şeyin en iyisini bilen lider” karakteri de yatay hiyerarşi modelleriyle hırpalanıyor. Yeni nesil liderlik, pek çok yeni özellik barındırıyor. 40 yaş altı liderler ‘yeni nesil liderliğin’ şifrelerini vererek kullandıkları yönetim taktiklerini anlattılar…
2026'ya yaklaşırken çalışma hayatı, teknoloji odağının ötesinde, yapısal ve kültürel bir dönüşüm sürecine giriyor. Yapay zekâ yatırımları hızlanırken, organizasyonların karşı karşıya kaldığı asıl mesele bu dönüşümün insan tarafım nasıl yönettikleri oluyor.
Çalışma hayatı, yalnızca teknolojik yeniliklerle değil; organizasyon yapıları, liderlik anlayışı ve çalışan deneyimi ekseninde daha derin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Yapay zeka yatırımları hız kazanırken, kurumlar için belirleyici olan asıl konu bu dönüşümün insan tarafının nasıl yönetildiği oluyor.
Yapay zekâ yatırımlarının hızlandığı 2026'ya girilirken, küresel araştırmalar yöneticilerin %62'sinin artan iş yükünden şikayetçi olduğunu gösteriyor. KPMG analizi şirketlerin %62'sinin İK teknolojilerine yatırım yapacağını ortaya koyarken, sektörün asıl gündemi 'İnsani Liderlik' olacak. Sürdürülebilir performans için liderlerin duygusal zekâsını ve ekipleriyle bağ kurma yeteneğini merkeze alan, İK'nın ise organizasyonel dayanıklılığı inşa eden stratejik konumu güçleniyor.
Sadece ekonomik sıkıntıları aşmak için değil çalışan bağlılığını artırmak için de kullanılan ve adeta bir tür "gölge maaşa" dönüşen yan hak programları, tüm dünyada çeşitlenmeye devam ediyor. Evcil hayvan sigortasından doğurganlık tedavilerine, aile boyu sağlık sigortasından torun iznine kadar yüzlerce yeni yan hak tanımlanmış durumda.
Türkiye iş gücü verileri, 2026’ya doğru ilerlerken çalışanların ekonomik baskıları daha güçlü hissedeceğini gösteriyor. TÜİK’in son açıklamasına göre genel işsizlik oranı %8,6 seviyesinde ve genç nüfusta işsizlik %14,9 düzeyindedir. Bu rakamlar, 2026’ya girerken çalışanların hem gelirlerini koruma konusunda daha temkinli olacağını hem de iş bulma ve işte yükselme sürecinde daha yoğun bir rekabetle karşılaşacağını gösteriyor.
Türkiye iş gücü verileri, 2026 ya doğru ilerlerken çalışanların ekonomik baskıları daha güçlü hissedeceğin gösteriyor. TÜİK in son açıklamasına göre genel işsizlik oranı %8,6 seviyesinde ve genç nüfusta işsizlik %14,9 düzeyindedir.
Yapılan işlerin, iş tanımlarının hızlı bir dönüşüm içinde olması tüm dünyada olduğu gibi, yetenek açığı kavramını Türkiye’de de İK’nın gündemine taşıdı. İşveren açısından yeteneği bulmak ve korumak kritik öneme sahip. Farklı sektörlerden 30 şirket en çok aradıkları pozisyonları anlattı.
İş dünyasında İK birimlerini ve patronları uzunca bir süre meşgul eden sessiz istifa, yerini sessiz uykuya bıraktı. Çalışanlar işlerinden ayrılmadan, içsel olarak kopuş yaşıyor. Ve bu durum, kurumlar için sadece bir verimlilik sorunu değil bir varlık sorunu haline gelmiş durumda.
Ernst&Young Parthenon’un eylül ayında yayımlanan Global CEO Görüşleri Araştırması verilerine göre, küresel CEO güven endeksi son bir yılda 70.5’tan 83’e çıkarak dikkat çekici bir yükseliş gösterdi. Bu artış, uzun süredir temkinli hareket eden şirketlerin yeniden büyümeye odaklandığını gösteriyor.
2025 yılında geçerli olan asgari ücret, yüzde 30 zamla net 22 bin 104 TL, brüt 26 bin 5 TL olarak belirlenmişti. Ancak yıl boyunca yüksek seyreden enflasyon nedeniyle bu artış, çalışanların alım gücünü korumakta yetersiz kaldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ekim 2025 Enflasyon Raporu’na göre yıl sonu enflasyonunun yüzde 43,4 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu tablo, hane halkı bütçelerinde reel
2025’te yüzde 30 zamla net 22 bin 104 TL olarak belirlenen asgari ücret, yıl boyunca yüksek seyreden enflasyon karşısında çalışanların alım gücünü koruyamadı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ekim 2025 Enflasyon Raporu’na göre yıl sonu enflasyonu yüzde 43,4 seviyesinde gerçekleşecek. Bu tablo, hane halkı gelirlerinde reel kaybın sürdüğünü gösteriyor.
2025 yılında geçerli olan asgari ücret, yüzde 30 zamla net 22.104 TL, brüt 26.005 TL olarak belirlenmişti. Ancak, yıl boyunca yüksek seyreden enflasyon nedeniyle bu artış, çalışanların alım gücünü korumakta yetersiz kaldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ekim 2025 Enflasyon Raporu’na göre, yıl sonu enflasyonunun %43,4 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu tablo, hane halkı bütçelerinde reel gelir kaybının sürdüğüne işaret ediyor.
Son dönemde dev global şirketler yönetim etkinliğini artırmak ve yapay zekâ merkezli büyümeyi hızlandırmak için eş CEO yapılarını tercih ediyor.
Belirsizlik dönemlerinde iş dünyasına yol gösteren en önemli pusula artık profesyonel veri analizi. 70 şirket, hangi veri analiz araçlarını, nerede, ne için, nasıl kullandıklarını ve kriz dönemlerini veriyle nasıl aştıklarını anlattı.
Eş CEO modeli, karmaşıklığı artan yapılarda yönetimi hızlandırırken yatırımcı açısından da anlamlı bir performans vaadi sunuyor.
Türkiye'de ekonomik kriz ile birleşince orta sınıf eridi, beyaz yaka para kazanamaz oldu. Orta sınıf ve beyaz yakadaki maddi kayıplar mavi yakada bulunamayan iş gücü ile birleşince beyaz yakalılar, işlerini bırakıp mavi yakalı olmaya başladı.
Geçmişte daha iyi maaş ya da kariyer fırsatları için rahatlıkla iş değiştiren çalışanlar, bugün risk almak istemiyor. İşsizlik kaygısı nedeniyle işten ayrılma cesareti azaldı, rest çekme kültürü büyük ölçüde kayboldu. İnsan kaynakları uzmanlarına göre bu tablo, işyerlerinde temkinli bir diyalog ortamı yaratsa da uzun vadede aidiyet yerine sessiz bir uzaklaşmayı tetikleyebilir.
Küresel iş gücü araştırmaları, kariyer dünyasında köklü bir dönüşüme işaret ediyor. Uzun yıllar boyunca gençlerin kariyer hedeflerinde “ofis koltuğu” ve “beyaz yaka” hayali baskınken, yeni veriler bu tablonun hızla değiştiğini ortaya koyuyor. Artık istikrar, otomasyona karşı dayanıklılık ve somut beceriler kariyer tercihlerinde öne çıkan kriterler haline gelmiş durumda.
Dünya Sağlık Örgütü'nün Sosyal İlişkiler Komisyonu raporu yayınlanana kadar bu konunun aslında sağlığı tehdit ettiği pek anlaşılmamıştı. Dr. Connie Hadley tarafından yapılan araştırmada ofislerdeki yalnızlığın çalışan sağlığı için büyük bir tehdit olduğunun altı çizildi.