Dünyadaki ekonomik ve jeopolitik belirsizliklerin 2026 yılında yeni iş fırsatları yaratacağı, bu fırsatların merkezinde ise yapay zekânın yer aldığı belirtiliyor. Uzmanlara göre, yapay zekâ iş dünyasında köklü bir dönüşüm yaratacak ancak meslekler tamamen ortadan kalkmayacak, teknolojiyle yeniden tanımlanacak.
İş yerinde verimlilik tartışmaları hız kazanırken, çalışanların odaklanma kapasitesiyle ilgili veriler dikkat çekiyor. Insightful'un Odak Zamanı Araştırması raporuna göre, çalışanların %80 i bir saat bile tam odakla çalışamıyor.
Takvimler dolu, mesajlar ardı ardına geliyor, toplantılar birbirini kovalıyor. Ancak tüm bu hareketlilik gerçekten üretken olduğumuz anlamına mı geliyor? Veriler bunun tam tersini söylüyor. Modern iş gününün en büyük sorunu artık zaman değil, odak.
Insightful’un Odak Zamanı Araştırması raporuna göre çalışanların yüzde 80’i bir saat bile tam odakla çalışamıyor. Bu veri, odak kaybının kurumsal ölçekte bir verimlilik sorunu haline geldiğini gösteriyor. Dijital iletişim kanallarının yoğunluğu ve iş gününün parçalanan yapısı, çalışanların derin odak gerektiren işleri sürdürülebilir biçimde yürütememesine neden oluyor.
İş dünyasında verimlilik tartışmaları yeniden gündemin üst sıralarına taşınırken, çalışanların odaklanma kapasitesine ilişkin veriler tabloyu net biçimde ortaya koyuyor. Insightful tarafından yayımlanan Odak Zamanı Araştırması, çalışanların yüzde 80’inin bir saat boyunca kesintisiz şekilde odaklanarak çalışamadığını gösteriyor.
IBM’in son yayımladığı "İş Dünyası Trendleri 2026" raporu, küresel ekonomideki türbülansın sanılanın aksine bir duraklama değil, yeni bir fırsat dönemi başlattığını ortaya koyuyor. Üst düzey yöneticilerin yüzde 74’ü, jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin yeni iş kapıları açacağına inanırken; "hız" ve "çeviklik" rekabetin yeni para birimi haline geliyor.
IBM'in İş Dünyası Trendleri 2026 raporu, üst düzey yöneticilerin yüzde 74'ünün ekonomik ve jeopolitik belirsizliğin yeni iş fırsatları yaratacağına inandığını gösteriyor. Bu oran, yılın en çarpıcı eğilimi olarak dikkat çekiyor.
2026’ya girerken artan belirsizlik, küçülen ekipler ve ağırlaşan iş yükleri, liderliği performans ölçen bir rolden çıkarıp güven inşa eden, insan odaklı bir sorumluluğa dönüştürüyor. Konunun uzmanlarıyla 2026’da liderleri nasıl bir tablonun beklediğini konuştuk.
2026'da öne çıkacak lider profili, yalnızca hedef koyan ve performans ölçen değil, belirsizliği yönetebilen, açık iletişim kuran ve ekipleriyle bağ kurabilen yöneticilerden oluşacak.
Gilda&Partners Consulting Kurucusu Jilda Bal: "Teknolojik ilerlemenin kalıcılığı, insan faktörüne yapılan yatırımla ölçülür. 2026'da başarılı olacak şirketler, yalnızca yapay zekâyı entegre edenler değil, bu dönüşümü çalışanlarıyla birlikte yönetenler olacak."
2026 İş Gücü Görünümü araştırmasına göre, şirketlerin büyük bölümü önümüzdeki dönemi yeniden yapılanma, rol dönüşümü ve belirsizlikle tanımlıyor. Aynı araştırmada 2025'te yönetici kitlesinin %62'si, ekiplerdeki donma ve küçülme nedeniyle iş yükünün belirgin biçimde arttığını ifade ediyor.
İş hayatında eski tip güç kültürü yerini güçlendirme kültürüne bırakırken, “her şeyin en iyisini bilen lider” karakteri de yatay hiyerarşi modelleriyle hırpalanıyor. Yeni nesil liderlik, pek çok yeni özellik barındırıyor. 40 yaş altı liderler ‘yeni nesil liderliğin’ şifrelerini vererek kullandıkları yönetim taktiklerini anlattılar…
2026'ya yaklaşırken çalışma hayatı, teknoloji odağının ötesinde, yapısal ve kültürel bir dönüşüm sürecine giriyor. Yapay zekâ yatırımları hızlanırken, organizasyonların karşı karşıya kaldığı asıl mesele bu dönüşümün insan tarafım nasıl yönettikleri oluyor.
Çalışma hayatı, yalnızca teknolojik yeniliklerle değil; organizasyon yapıları, liderlik anlayışı ve çalışan deneyimi ekseninde daha derin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Yapay zeka yatırımları hız kazanırken, kurumlar için belirleyici olan asıl konu bu dönüşümün insan tarafının nasıl yönetildiği oluyor.
Yapay zekâ yatırımlarının hızlandığı 2026'ya girilirken, küresel araştırmalar yöneticilerin %62'sinin artan iş yükünden şikayetçi olduğunu gösteriyor. KPMG analizi şirketlerin %62'sinin İK teknolojilerine yatırım yapacağını ortaya koyarken, sektörün asıl gündemi 'İnsani Liderlik' olacak. Sürdürülebilir performans için liderlerin duygusal zekâsını ve ekipleriyle bağ kurma yeteneğini merkeze alan, İK'nın ise organizasyonel dayanıklılığı inşa eden stratejik konumu güçleniyor.
Sadece ekonomik sıkıntıları aşmak için değil çalışan bağlılığını artırmak için de kullanılan ve adeta bir tür "gölge maaşa" dönüşen yan hak programları, tüm dünyada çeşitlenmeye devam ediyor. Evcil hayvan sigortasından doğurganlık tedavilerine, aile boyu sağlık sigortasından torun iznine kadar yüzlerce yeni yan hak tanımlanmış durumda.
Türkiye iş gücü verileri, 2026’ya doğru ilerlerken çalışanların ekonomik baskıları daha güçlü hissedeceğini gösteriyor. TÜİK’in son açıklamasına göre genel işsizlik oranı %8,6 seviyesinde ve genç nüfusta işsizlik %14,9 düzeyindedir. Bu rakamlar, 2026’ya girerken çalışanların hem gelirlerini koruma konusunda daha temkinli olacağını hem de iş bulma ve işte yükselme sürecinde daha yoğun bir rekabetle karşılaşacağını gösteriyor.
Türkiye iş gücü verileri, 2026 ya doğru ilerlerken çalışanların ekonomik baskıları daha güçlü hissedeceğin gösteriyor. TÜİK in son açıklamasına göre genel işsizlik oranı %8,6 seviyesinde ve genç nüfusta işsizlik %14,9 düzeyindedir.
Yapılan işlerin, iş tanımlarının hızlı bir dönüşüm içinde olması tüm dünyada olduğu gibi, yetenek açığı kavramını Türkiye’de de İK’nın gündemine taşıdı. İşveren açısından yeteneği bulmak ve korumak kritik öneme sahip. Farklı sektörlerden 30 şirket en çok aradıkları pozisyonları anlattı.
İş dünyasında İK birimlerini ve patronları uzunca bir süre meşgul eden sessiz istifa, yerini sessiz uykuya bıraktı. Çalışanlar işlerinden ayrılmadan, içsel olarak kopuş yaşıyor. Ve bu durum, kurumlar için sadece bir verimlilik sorunu değil bir varlık sorunu haline gelmiş durumda.
Ernst&Young Parthenon’un eylül ayında yayımlanan Global CEO Görüşleri Araştırması verilerine göre, küresel CEO güven endeksi son bir yılda 70.5’tan 83’e çıkarak dikkat çekici bir yükseliş gösterdi. Bu artış, uzun süredir temkinli hareket eden şirketlerin yeniden büyümeye odaklandığını gösteriyor.
2025 yılında geçerli olan asgari ücret, yüzde 30 zamla net 22 bin 104 TL, brüt 26 bin 5 TL olarak belirlenmişti. Ancak yıl boyunca yüksek seyreden enflasyon nedeniyle bu artış, çalışanların alım gücünü korumakta yetersiz kaldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ekim 2025 Enflasyon Raporu’na göre yıl sonu enflasyonunun yüzde 43,4 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu tablo, hane halkı bütçelerinde reel
2025’te yüzde 30 zamla net 22 bin 104 TL olarak belirlenen asgari ücret, yıl boyunca yüksek seyreden enflasyon karşısında çalışanların alım gücünü koruyamadı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ekim 2025 Enflasyon Raporu’na göre yıl sonu enflasyonu yüzde 43,4 seviyesinde gerçekleşecek. Bu tablo, hane halkı gelirlerinde reel kaybın sürdüğünü gösteriyor.
2025 yılında geçerli olan asgari ücret, yüzde 30 zamla net 22.104 TL, brüt 26.005 TL olarak belirlenmişti. Ancak, yıl boyunca yüksek seyreden enflasyon nedeniyle bu artış, çalışanların alım gücünü korumakta yetersiz kaldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ekim 2025 Enflasyon Raporu’na göre, yıl sonu enflasyonunun %43,4 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu tablo, hane halkı bütçelerinde reel gelir kaybının sürdüğüne işaret ediyor.