İŞ DÜNYASININ
NABZINI TUTAN
‘O’
GÖRÜŞLER

Gilda&Partners’ın kurucusu Jilda Bal, iş dünyasının bağımsız yayın organı Harvard Business Review’da.

Kariyer Planlaması

Deneyimli İşgücüne Yönelme, Gençler İçin Ne Anlama Geliyor?

Yeni mezun bir adayın iş arayışında en sık duyduğu cümle nedir? “Tecrübeniz yok.” Bu, uzun süredir genç profesyonellerin kariyer yolculuğundaki en büyük engeldi. Deneyim, işe alınmanın ön koşulu, fakat deneyim kazanmak için de önce işe alınmak gerekiyordu. Bu döngü, iş hayatına yeni adım atanlar için bir bariyer niteliğindeydi. Bugün bu bariyer, teknolojinin evrimiyle daha da görünür hale geldi. Özellikle yapay zekâ ve otomasyonun iş süreçlerine entegre edilmesiyle, giriş seviyesi pozisyonların büyük bir kısmı ya dönüşüyor ya da tamamen ortadan kalkıyor. Şirketler daha fazla risk almak yerine, doğrudan deneyimli çalışanlara yönelmeyi tercih ediyor.

Çalışanı Muhafaza Etmek

Güven, 2025’in En Değerli Para Birimi

2025 yılına doğru ilerlerken, iş dünyası önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Ancak bu dönüşümün en önemli parçalarından biri, belki de en değerli olanı: Güven. Güven, artık sadece liderlerle çalışanlar arasındaki ilişkiyi şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kurumların gelecekteki başarılarını da belirliyor.

Yeteneği Elde Tutmak

Aidiyet mi, Adaptasyon mu?
Risk Çağında Yetenek Tutmanın Anahtarı

Günümüz iş dünyasında yetenekleri elde tutmak, yalnızca finansal ödüllerle sağlanabilecek bir hedef olmaktan çıktı. Dünya Ekonomik Forum’un 2025 Global Risk Raporu, özellikle son yıllarda yaşadığımız krizlerin, kurumsal güvenlik anlayışını köklü bir şekilde değiştirdiğini ve yeteneklerin korunması için yeni stratejiler geliştirmenin gerekliliğini vurguluyor. Bu bağlamda, aidiyet duygusunun yanı sıra esnek bağlılık modellerinin ve psikolojik güvenliğin önemi giderek artıyor. Peki, şirketler için hayati öneme sahip olan bu kavramlar arasında hangisi daha kritik? Yeteneklerin kalıcılığı için aidiyet duygusu mu daha fazla etkili, yoksa organizasyonlara adaptasyon yeteneği mi?

Jenerasyon Meseleleri

Yeni Nesil Liderlikle Nesiller Arası Çatışmayı Fırsata Dönüştürmek

Bugün çalışma hayatında dört farklı jenerasyonun bir arada var olduğu bir ortamda yaşıyoruz. Baby Boomer’lar (1946-1964 doğumlular), X jenerasyonu (1965-1980 doğumlular), Y jenerasyonu (Millennial’lar olarak da bilinen 1981-1996 doğumlular) ve Z jenerasyonu (1997-2012 doğumlular)… Her biri, kendi dönemininde şekillenen ve o dönemin sosyal, ekonomik, kültürel dinamiklerinden etkilenen belirgin bir iş yapma tarzına sahipler. Bu jenerasyonlar arasındaki farklar, birlikte çalışmanın hem fırsatlarını hem de zorluklarını beraberinde getiriyor. Farklı nesillerin bir arada var olması, organizasyonlar için potansiyel bir güç kaynağı olabileceği gibi, uyumlu çalışmanın sağlanması adına stratejik yönetim gerektiren bir süreç de doğuruyor. Bu bağlamda, nesiller arası işyerindeki etkileşimlerde yaşanan zorlukları ve bu zorlukların yeni nesil liderlik stratejileriyle nasıl aşılabileceğini ele almak büyük önem taşıyor.

Çeşitlilik

Çeşitli ve Kapsayıcı İşyerleri: Gerçekten Neler Değişiyor?

Çeşitliliğe önem veren ve kapsayıcı bir işyeri kültürü, sadece etik ve sosyal sorumluluk açısından değil, aynı zamanda organizasyonel verimlilik ve inovasyon açısından da son derece kritik bir rol oynuyor. Son yıllarda, iş dünyasında eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık (DEI) konularına artan bir odaklanma gözlemliyoruz. Çalışanların farklı din, dil, ırk, sosyoekonomik ve kültürel geçmişlerden gelmesi ve eşit fırsatlara sahip bir ortamda birlikte çalışması, toplumsal adaletin sağlanmasına katkı sunarken, aynı zamanda şirketlerin daha yaratıcı, yenilikçi ve rekabetçi olmasına da yardımcı olur. Ancak, bu değişimlerin gerçekten anlamlı olabilmesi için sadece söylemlerle kalınmamalı, stratejik bir yaklaşım benimsenmeli ve sonuçlara odaklanılmalıdır.

Jenerasyon Meseleleri

Türkiye’de Ev Gençliği: Bir Sosyolojik Sorunun Anatomisi

Günümüz dünyasında “NEET” (Not in Education, Employment or Training) olarak bilinen kavram, Türkçe’de “ev genci” olarak tanımlanıyor. Bu tanım, eğitimde de istihdamda da olmayan gençleri ifade ederken, ülkemizde giderek daha çok dikkat çeken bir sosyal probleme işaret ediyor. Hatta Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ve Sia Insight’ın gerçekleştirdiği “Ev Genci Araştırması” araştırmasına göre Türkiye’de her üç gençten biri bu kategoride yer alıyor ve bu durum yaklaşık dört milyon kişiye tekabül ediyor.

Son Yazılar

Kurumlar için Çoklu Risk Çağı

2020’li yılların başında yaşanan pandemi, tedarik zinciri kırılmaları ve hızlı …

2026’da Kadın Liderlik Açığı

Son yıllarda iş dünyasında çeşitlilik ve kapsayıcılık neredeyse tartışmasız bir …

CEO’nun Sosyal Medyası Bir İşe Başvuru Kriteri Mi?

Bugün işe başvuru kararları, geçmişte olduğundan çok daha geniş bir …

Arşiv

Yukarı Çık