Dijitalleşme, hibrit çalışma modeli, sürekli bildirim akışı ve artan iş yükü çalışanların odaklanma süresinin azalmasına sebep oluyor. Uzmanlara göre özellikle son yıllarda çalışanların uzun süre tek bir işe konsantre olabilme oranı düşüyor ve çalışanların gün içinde sürekli bölünmesi odaklanmayı azaltıyor. Insightful’un Odak Zamanı Araştırması’na göre, çalışanların yüzde 80’i bir saat bile tam odakla çalışamıyor. Bu veri, odak kaybının kurumsal ölçekte bir verimlilik sorunu haline geldiğini gösteriyor. Uzmanlar, odaklanma becerisinin çalışanın kişisel becerisi olmadığını ve kurumların çalışma kültürü olarak ele alması gerektiğini belirtiyor. Çalışanına; odaklanabileceği, daha doğru karar alabileceği ve kendi hayatını da sürdürebileceği bir çalışma düzeni sunan kurumların öne çıkacağı ifade ediliyor.
ÇOK ÇALIŞMAK İYİ İŞ ÇIKARMAZ
Çalışanların odağının bozulmasının en büyük sebebinin gün içinde sık sık bölünmeleri olduğunu belirten Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, “Mesajlar, e-postalar, anlık talepler, plansız toplantılar ve her an ulaşılabilir olma beklentisi çalışanın zihinsel akışını sürekli kesiyor. Araştırmalar, odaklanma probleminin yalnızca bireysel dikkat dağınıklığıyla açıklanamayacağını gösteriyor” dedi.
“Bugün birçok kurumda daha çok toplantı yapmak, daha hızlı mesajlaşmak ya da daha uzun saatler çalışmak verimlilikle karıştırılıyor” diyen Bal, “Oysa daha çok çalışmak her zaman daha iyi iş anlamına gelmiyor. Özellikle derin düşünme, analiz, yaratıcılık ve karar alma gerektiren işlerde çalışanın kesintisiz zamana ihtiyacı var. İş günü uzarken, iş kalitesi aynı hızda artmıyor. Bu nedenle odaklanmayı artık çalışanın kişisel becerisi olarak değil, kurumun tasarlaması gereken bir çalışma kültürü olarak ele almak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
GÜN İÇİNDE 275 KEZ KESİNTİ
Son yıllarda odaklanma sorunlarının arttığını da vurgulayan Bal, özellikle pandemi sonrası bu sorunun daha görünür hale geldiğini belirtti. Bal, “Uzaktan ve hibrit çalışma düzenine geçişle birlikte online toplantıların sayısı arttı. Eskiden kısa bir görüşmeyle çözülebilecek konular bile takvim davetine dönüştü. Bu durum, çalışanların gününü küçük parçalara böldü. Microsoft’un geçen sene yayımladığı Çalışma Trendleri Endeksi’ne göre, çalışanlar mesai saatleri içinde ortalama her iki dakikada bir toplantı, e-posta ya da bildirimle bölünüyor ve bu durum gün içinde yaklaşık 275 kesinti anlamına geliyor. Toplantıların yüzde 60’ı plansız veya anlık gerçekleşirken, çalışanların yüzde 48’i ve liderlerin yüzde 52’si iş gününü kaotik ve parçalanmış olarak tanımlıyor” dedi. Ancak Bal’a göre, uzaktan çalışma tek başına neden değil; uzaktan çalışmanın toplantı ve mesaj trafiğiyle yönetilmeye çalışılması asıl sorun.
İLETİŞİM ALIŞKANLIKLARI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
Odaklanmayı artırmak için kurumların toplantı ve iletişim alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerektiğini belirten Bal, şu önerilerde bulundu: “Her konu toplantıya dönüşmemeli, her mesaj acil kabul edilmemeli ve çalışanların takvimlerinde odaklanmak için zaman planı doğru yapılmalı. Gün içinde belirli saatlerde toplantı yapılmaması, 17.00 sonrası toplantıların sınırlandırılması, haftanın bir gününün toplantısız planlanması veya acil olmayan mesajlara cevap beklentisinin netleştirilmesi gibi uygulamalar çok basit görünse de ciddi fark yaratabilir.”
ZİHİNSEL ALAN SAĞLANMALI
“Çalışanlardan sürekli yüksek performans bekleniyor. Ancak aynı çalışan gün boyunca toplantılarla, mesajlarla, acil taleplerle ve sürekli değişen önceliklerle bölünüyorsa yüksek performans sürdürülebilir olmuyor” diyen Bal, “Bu nedenle kurumların çalışanlara yalnızca hedef değil, o hedeflere ulaşabilecekleri zihinsel alanı da sağlaması gerekiyor. Toplantı kültürünün olması çok önemli. Verimsizliğe engel olmak için toplantıların daha odaklı, daha kapsayıcı ve daha sonuç odaklı hale getirilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.