HABERLER

Forbes’un anketine göre CSO’ların yüzde 71’i sürdürülebilirlik stratejilerinin şirketin finansal performansına doğrudan etki ettiğini belirtiyor. WEF Küresel Riskler Raporu 2025’te de çevresel riskler, önümüzdeki on yılın en yüksek etkili riskleri arasında ilk üçte yer alıyor.

Konuya ilişkin açıklama yapan İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, “2025’te gördüğümüz tablo, sürdürülebilirliğin artık bir sosyal sorumluluk projesi ya da iletişim faaliyeti değil, işin merkezine yerleşmiş bir yönetim anlayışı olduğunu gösteriyor. Şirketler, rekabet avantajı yaratmak istiyorsa sürdürülebilirliği finans, operasyon, tedarik zinciri ve insan kaynağı stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline getirmeli. Globalde CSO’lar yalnızca raporlama yapan değil, büyüme stratejisini şekillendiren liderler konumuna geliyor. Türkiye’de de bu ivmeyi yakalamanın en önemli yolu, sürdürülebilirliği finansal ve operasyonel gücün merkezine almak ve şirketin geleceğini güvence altına alacak şekilde bütünsel bir yönetim yaklaşımıyla ele almak. Sürdürülebilirlik artık şirketlerin büyüme hedeflerine yön veren temel bir işleme dönmüş durumda” değerlendirmesinde bulundu.

SON HABERLER

İşsizlik azalırken şirketler için işgücü riski artıyor!

Türkiye’de işsizlik oranı düşüyor. Ancak bu düşüş, işgücü piyasasında gerçek bir iyileşmeye işaret etmiyor. TÜİK tarafından 31 Mart 2026’da açıklanan verilere göre işsizlik oranı 2026 yılı Şubat ayında sınırlı bir gerileme göstererek, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 8,7’den yüzde 8,5’e geriledi. Ancak, işsizlik oranındaki düşüşe rağmen, diğer istihdam verileri iyileşmeye işaret etmiyor.

Yıllık bazda işsizlik azalıyor, ama şirketler için işgücü riski büyüyor

Türkiye'de işsizlik oranı düşüyor. Ancak bu düşüş, işgücü piyasasında gerçek bir iyileşmeye işaret etmiyor. ForInvest Haber'e gönderilen açıklama şöyle:

Liderin kontrol alanı hesabı değişiyor

Şirketler daha hızlı ve daha yalın yapılara geçmek için yönetim katmanlarını azaltırken liderlerin kontrol alanını genişletiyor. Böylece daha az yöneticiyle daha fazla etki yaratmanın yolları aranıyor. Kontrol alanı genişledikçe liderlik etmek artık sadece yönetmek değil, üretmek ve yön vermek anlamına da geliyor. Bu da liderlik anlayışının dönüşümüne işaret ediyor.

Arşiv

Yukarı Çık