HABERLER

Ancak geçiş sürecinde sistemsel zorluklar ve konunun ‘tabu’ olarak görülmesi de var. Peki, Türkiye’deki şirketler bu değişime hazır mı? Yazı: Güldeniz Ayral BD’nin Colorado eyaletinde 2020 yılında önemli bir değişiklik yaşandı: Eyalet, iş ilanlarında ücret aralıklarını belirtmeyi zorunlu kılan bir yasa çıkardı. Bu, iş dünyası ve çalışanlar açısından bir dönüm noktasıydı. Çünkü, düzenlemenin ardından ABD’de birçok şirket, ücretlerini daha açık ve anlaşılır bir şekilde paylaşmak zorunda kaldı. Hatta bazı büyük şirketler, iş ilanlarını Colorado’dan vermemeye bile başladı. İlk tepkiler böyle olsa da zamanla bu şeffaflık, şirketler arasında rekabet avantajı sağlayan bir faktör haline geldi. “Equal Pay for Equal VVork Act” olarak bilinen bu yasa, bir süre sonra “Eşit işe eşit ücret” sağlanması konusunda tarihi bir adım haline geldi. Benzer şekilde Avrupa Birliği’nde, ‘AB Ücret Şeffaflığı Direktifi” (EU Pay Transparency Directive) Haziran 2026’da yürürlüğe girecek. Bu düzenleme, işverenlerin cinsiyetler arasındaki ücret farklarını daha açık hale getirmesini ve iş ilanlarında ücret bilgisi paylaşmasını zorunlu kılmayı hedefliyor. AB üyesi Almanya, öncülük edip, 2017 yılında Ücrette Şeffaflık Kanunu’nu uygulamaya almıştı. Bu farkmdalık son anketlerde de istatistiklere yansıyor.

Gilda &Partners Consulting Yönetici Ortağı Jilda Bal, aynı konuya, başka bir araştırmayı paylaşarak örnek veriyor: “Ücretlerin açıkça belirlenmesi, eşitsizliğin tespit edilmesini ve ortadan kaldırılmasını kolaylaştırır. Bu konuda bazı adımlar atılmış olsa da, henüz yeterli seviyede değil. Ancak, Türkiye’de bu alandaki farkmdalığın giderek arttığını söyleyebiliriz. McKinsey & Company’nin 2022 tarihli ‘VVomen in the Vvorkplace’ raporuna göre, şeffaf ücret politikalarının benimsenmesi, cinsiyetler arası ücret farkını yüzde 7 oranında azaltıyor. Aynı zamanda, ücret eşitsizliği konusunda daha bilinçli olan şirketler, bu farkı kapatma konusunda daha başarılı sonuçlar elde ediyor.

SON HABERLER

Liderlik anlayışı değişiyor: Performanstan insani liderliğe

2026’ya girerken artan belirsizlik, küçülen ekipler ve ağırlaşan iş yükleri, liderliği performans ölçen bir rolden çıkarıp güven inşa eden, insan odaklı bir sorumluluğa dönüştürüyor. Konunun uzmanlarıyla 2026’da liderleri nasıl bir tablonun beklediğini konuştuk.

Lider Profili, Belirsizliği Yönetebilenlerden Oluşacak

2026'da öne çıkacak lider profili, yalnızca hedef koyan ve performans ölçen değil, belirsizliği yönetebilen, açık iletişim kuran ve ekipleriyle bağ kurabilen yöneticilerden oluşacak.

Dönüşümü Çalışanlarıyla Birlikte Yönetenler Başaracak

Gilda&Partners Consulting Kurucusu Jilda Bal: "Teknolojik ilerlemenin kalıcılığı, insan faktörüne yapılan yatırımla ölçülür. 2026'da başarılı olacak şirketler, yalnızca yapay zekâyı entegre edenler değil, bu dönüşümü çalışanlarıyla birlikte yönetenler olacak."