İnsan kaynaklarının gündemindeki diğer önemli maddelerden biri de giderek artan tükenmişlik. ManpovverGroup 2026 Global Yetenek Barometresi verilerine göre her üç çalışandan ikisi tükenmişlik deneyimlediğini de ifade ediyor. Verimlilik baskısı, yetenek açığı ve hızlanan dijital dönüşümün çalışanların üzerinde yarattığı baskı çalışanlarla şirketler arasındaki bağı olumsuz etkiliyor. Araştırma, çalışan davranışında yeni bir döneme işaret ediyor. Çalışanların yüzde 64’ü mevcut işinde kalmayı planladığını söylese de yüzde 60’ı aktif olarak yeni iş fırsatlarını takip ediyor, yüzde 31’i ise yakın gelecekte işini kaybedebileceğini düşünüyor. Bu bilgiler, iş gücünde sessiz bir hareketliliğin başladığını gösteriyor.
Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, ortaya çıkan verilerin kurumlar için yapısal bir uyarı niteliği taşıdığını vurguluyor. Bugün karşı karşıya olunan durumun, bireysel dayanıklılık sorunu değil, insan odaklı sistem tasarımı eksikliği olduğuna dikkat çeken Bal sözlerine şu şekilde devam ediyor:
“Çalışanların yarısının her gün stres yaşadığı bir ortamda performans artışı sürdürülebilir değildir. Kurumların yalnızca teknolojiye değil, her seviye çalışanla birlikte liderlere de yatırım yapması gerekiyor. Böylece güveni, anlam duygusunu ve öngörülebilir kariyer yollarını yeniden inşa etmeye odaklanabilirler. Çalışanlar işte kalıyor olabilir ancak gelecekte nerede duracaklarını görmek istiyorlar. Liderlik artık sonuç üretmenin ötesinde, belirsizlik dönemlerinde güven inşa edebilme yetkinliğiyle ölçülüyor. Yeni dönemde sürdürülebilir başarı hızdan çok, insanların kendini güvende ve değerli hissettiği çalışma modellerine bağlı olacak.”