HABERLER

Jilda BAL / Gilda&Partners İK Danışmanlık Kurucusu Her kuşağın kendine özgü avantajları ve dezavantajları var, ve bunların getirdiği çeşitlilik iş yerinde dengeli bir ortam yaratmaya katkı sağlar. X kuşağı, genellikle daha disiplinli çalışma alışkanlıkları ve uzun yıllara dayanan tecrübesiyle organizasyonlara sağlam bir temel sunar. Bu kuşağın, iş süreçlerine uzun vadeli ve stratejik bakış açısı, şirketlerin sürdürülebilirliği açısından önemli bir avantaj yaratabilir. Ama djjital dünyaya uyum sağlama ve güncel trendleri yakalama konusunda zaman zaman zorluklar yaşadıkları da gözlemlenebilir. Y kuşağı ise, teknolojiye olan yatkınlığı ve esnek düşünme kabiliyeti ile öne çıkar. Değişime hızlı adapte olabilme becerisi, günümüzün hızlı iş dünyasında onlara avantaj sağlıyor.

Bununla birlikte, bu kuşağın sürekli gelişim ve hız beklentisi, bazen sabır gerektiren süreçlerde zorlayıcı olabiliyor. Z kuşağı ise tamamen dijital dünyada büyümüş olmanın getirdiği bir avantajla iş dünyasına yeni adım atıyor. Teknolojiyi doğal bir parçası olarak kabul eden bu kuşak, yenilikçi çözümler ğunu görüyoruz. X kuşağı, koçluğu daha çok liderlik gelişimi ve işteki başarının bir aracı olarak görürken, Y kuşağı kişisel gelişim ve iş-yaşam dengesine odaklanır. Z kuşağı ise koçluğu sadece profesyonel gelişim için değil, aynı zamanda mental sağlık ve sürekli geri bildirim arayışında kritik bir unsur olarak kabul eder. Genç çalışanlar için koçluk, sadece bir kariyer aracı değil, aynı zamanda iş tatmini, bağlılık ve büyüme için vazgeçilmezdir. Bu farklar, iş dünyasında koçluk stratejilerinin her kuşağa farklı şekilde hitap etmesi gerektiğini gösteriyor. İş yerinde koçluk programları, özellikle Z kuşağının beklentilerine uygun olarak kariyer gelişimi, kişisel öğrenim, bağlılık ve ruh sağlığı konularında büyük katkı sağlamakta. Z kuşağı, iş dünyasında kendilerine uygun koşullar sunulmadığında iş değiştirme eğilimindedir. Bu yüzden, koçluk hizmetleri Z kuşağını elde tutmak için önemli bir strateji haline gelmiştir” diyor.

SON HABERLER

Liderlik anlayışı değişiyor: Performanstan insani liderliğe

2026’ya girerken artan belirsizlik, küçülen ekipler ve ağırlaşan iş yükleri, liderliği performans ölçen bir rolden çıkarıp güven inşa eden, insan odaklı bir sorumluluğa dönüştürüyor. Konunun uzmanlarıyla 2026’da liderleri nasıl bir tablonun beklediğini konuştuk.

Lider Profili, Belirsizliği Yönetebilenlerden Oluşacak

2026'da öne çıkacak lider profili, yalnızca hedef koyan ve performans ölçen değil, belirsizliği yönetebilen, açık iletişim kuran ve ekipleriyle bağ kurabilen yöneticilerden oluşacak.

Dönüşümü Çalışanlarıyla Birlikte Yönetenler Başaracak

Gilda&Partners Consulting Kurucusu Jilda Bal: "Teknolojik ilerlemenin kalıcılığı, insan faktörüne yapılan yatırımla ölçülür. 2026'da başarılı olacak şirketler, yalnızca yapay zekâyı entegre edenler değil, bu dönüşümü çalışanlarıyla birlikte yönetenler olacak."