BUSINESS NEWS

Aynı dönemde istihdam oranı %47,9, işgücüne katılım oranı ise %52,1 seviyesinde gerçekleşti. İşgücüne katılım oranı, çalışabilir nüfusun ne kadarının işgücü piyasasında (çalışan ya da iş arayan olarak) yer aldığını, istihdam oranı ise bu nüfusun ne kadarının fiilen çalıştığını gösterir.

Bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, işsizliğin gerilemesine rağmen işgücünün önemli bir bölümünün hâlâ ekonomik sisteme tam olarak dahil olmadığını ve işgücü piyasasındaki yapısal kırılganlığın sürdüğünü gösteriyor.

Türkiye, En Düşük İstihdam Oranına Sahip Ülkeler Arasında

Küresel işgücü piyasalarında da Türkiye’de gözlenen kırılganlıkların benzerleri dikkat çekiyor. 2026 yılı başında yayımlanan OECD verilerine göre, birçok ülkede işsizlik oranları pandemi sonrası dönemde gerilemiş olsa da işgücüne katılım ve üretken istihdam tarafında aynı ölçüde güçlü bir toparlanma görülmüyor.

Rapor, 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında en düşük istihdam oranlarından birine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca, ülkeler genelinde işsizlik oranları %5,0 seviyesinde ve yatay seyrederken, istihdam ve işgücüne katılım oranlarının artış hızının sınırlı kalması dikkat çekiyor. Bu veriler, küresel ölçekte de işgücü piyasasının nicelikten çok erişim, katılım ve verimlilik ekseninde sıkıştığını ortaya koyuyor.

Bu nedenle şirketler için risk artık ihtiyaç duyulan yetkinliklere sahip işgücüne erişim ve bu işgücünü sürdürülebilir şekilde sistem içinde tutabilme kapasitesinde yoğunlaşıyor.

İşgücü Artmıyor, Rekabet Zorlaşıyor

İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, mevcut verilerin iş dünyası açısından yüzeyde olumlu görünen ancak derinleşen bir riske işaret ettiğini vurguluyor.

Bal’a göre, işsizlik oranındaki gerileme tek başına güçlü bir iyileşme anlamına gelmiyor. Asıl belirleyici olan, işgücünün ne kadarının sisteme dahil olduğu ve bu işgücünün ne kadarının şirketlerin ihtiyaç duyduğu yetkinliklere sahip olduğudur.

Bal; “Toplumsal olarak son derece kritik bir konu olan genel işsizlik oranlarının yanı sıra, bunun bir çıktısı olarak iş dünyasının doğru yeteneğe erişiminin giderek zorlaşması da problemin bir diğer katmanını oluşturmaktadır. İşgücüne katılım sınırlı kaldığında, şirketler büyüme hedeflerini gerçekleştirmek için ihtiyaç duydukları insan kaynağını bulmakta zorlanıyor” dedi.

SON HABERLER

Sürdürülebilirlik İçin Bütçe Var, Yetenek Yok

Yeşil dönüşümün önündeki en büyük engelin finansman kaynaklı olmaktan öte, yetenek açığına dönüştüğü görülüyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun beş kıtadan 103 sürdürülebilirlik yöneticisiyle yaptığı araştırmaya göre yöneticilerin yüzde 68’i, bu alanda iş gücündeki yetkinlik açığını önlerindeki en büyük engel olarak gösteriyor.

CTO maaşında hızlı yükseliş

Jilda Bal, “Veriler, şirketlerin teknoloji liderliğini artık büyümenin merkezine koyduğunu gösteriyor. Türkiye’de ise teknoloji liderliği çoğu şirkette hâlâ genel müdür yardımcılığı seviyesinde ve diğer fonksiyonlarla aynı ücret bandında konumlanıyor.

İşgücü piyasasında dengeler bozuluyor

Türkiye ekonomisinde büyüme ve dezenflasyon açmazı sürerken, iş gücü piyasasına dair paylaşılan veriler de pek iyi değil. İstihdam cephesindeki kırılganlık TÜİK’in Temmuz 2026 İş Gücü İstatistikleri’nde de görülüyor.

Yukarı Çık