BUSINESS NEWS

Bu artış, işten ayrılmaların yılın ilk aylarında daha düşük seyrettiğini, ilkbaharla birlikte yükseldiğini ve orta-geç yaz döneminde zirveye ulaştığını gösteriyor.

Work Institute raporuna göre, birçok çalışan kurumunda çalışmaya devam ederken geleceğini sessizce değerlendiriyor. Kariyer gelişimi, ilerleme fırsatları ve geleceğe dair net bir yol haritası sunulmaması, çalışan kaybının önemli nedenleri arasında yer alıyor. Yaz ayları bu sorgulamanın hızlandığı, çalışanların yeni fırsatlara daha açık hale geldiği ve iş değişikliği eğiliminin güçlendiği bir dönem olarak öne çıkıyor.

Yaz Aylarında Kurumla Bağ Yeniden Sorgulanıyor

Yaz döneminde şirketlerin öncelikleri genelde izin takvimlerini düzenlemek, ekip devamlılığını sağlamak ve operasyonu aksatmadan sürdürmek oluyor. Ancak bu dönemde çalışan hareketliliği açısından sessiz bir risk alanı oluşabiliyor. Yöneticilerin izinli olması ve ekip içi koordinasyonun azalması, kurumların çalışan davranışındaki değişimleri fark etmesini zorlaştırabiliyor.

Bu süreç, çalışanların kurumla bağını kırılgan hale getiriyor. İş yükü devam ederken yönetsel temasın azalması, çalışanların kendini daha az görünür ve daha az desteklenmiş hissetmesine yol açabiliyor. Biriken memnuniyetsizlikler, gelişim fırsatı eksikliği ve belirsiz kariyer beklentileri üst üste gelince iş arama eğilimi güçlenebiliyor.

“Elde tutma stratejisi yıl sonuna bırakılmamalı”

Çalışan kaybı çoğu zaman ayrılıklar gerçekleştikten sonra görünür hale geliyor. Ancak Gallup’un araştırmasına göre, son bir yıl içinde istifa eden çalışanların %42’sinin, şirketleri tarafından alınacak aksiyonlarla kurumda tutulabileceği belirtiliyor. Bu bize, çalışan kaybının önemli bir bölümünün önlenebilir olduğunu gösteriyor.

İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Consulting Kurucusu Jilda Bal da, yaz aylarının şirketler için önemli bir uyarı dönemi olduğunu vurguluyor.

“Yaz ayları şirketlerde sakin bir dönem gibi görülse de, çalışanlar için kariyer kararlarının yeniden değerlendirildiği bir sürece dönüşebiliyor. Çalışanlar bu dönemde mevcut işlerinde ne kadar desteklendiklerini ve geleceklerini o kurumda görüp görmediklerini sorguluyor. Çalışanlar çoğu zaman bir anda ayrılma kararı almıyor. Uzun süre görülmediğini, duyulmadığını ya da gelişim alanı bulamadığını hissettiğinde kopuş başlıyor. Şirketler bu sessiz kopuşu zamanında fark edebilirse, yetenek kaybının önemli bir bölümünü önleyebilir.

Bu nedenle yaz dönemini çalışan bağlılığı perspektifiyle de ele almak gerekiyor. Bugün şirketler için asıl rekabet yalnızca yeni yetenekleri çekmek olmamalıdır. Mevcut yetenekleri doğru zamanda duymak ve kurumda tutabilecek koşulları yaratabilmektir.”

SON HABERLER

Ücret şeffaflığı yeni döneme girdi: AB yönergesi şirketlere ne getiriyor?

İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting Kurucusu Jilda Bal, bu dönüşümün Türkiye’deki şirketler için de önemli bir gündem haline geleceğini belirtiyor. Ücret şeffaflığı yönergesi neler getiriyor?

Sürdürülebilirlikte Yetenek Açığı: Yeşil Beceri Talebi Arzın İki Katı Hızla Büyüyor

COP31 için gözler Kasım’da Antalya’ya çevrilirken, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) beş kıtadan 103 sürdürülebilirlik yöneticisiyle yaptığı araştırmaya göre yöneticilerin yüzde 68’i bu alandaki yetkinlik açığını önlerindeki en büyük engel olarak gösteriyor. Yeşil dönüşümün önündeki en büyük engel finansmandan çok yetenek açığına dönüşmüş görünüyor.

Teknolojiyle birlikte uzmanlığın değeri de artıyor

Türkiye’de istihdamdaki büyüme, sektörlerin tamamına aynı ölçüde yansımıyor. TÜİK’in Temmuz 2026 Ücretli Çalışan İstatistikleri’ne göre sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörlerinde toplam ücretli çalışan sayısı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,7 artarak yaklaşık 16,4 milyona ulaştı.

Yukarı Çık