HABERLER

Yapay zeka merak etmiyor

Gilda&Partners Kurucusu Jilda Bal‘ın aktardıklarına göre, yapay zeka hızla gelişiyor ve bir çok alanda insan emeğini destekliyor, hatta bazı süreçlerde otomasyonla öne geçiyor. Ancak tüm bu ilerlemelere rağmen, insan deneyimini, içgörüsünü ve duygusal zekasını taklit etmesi mümkün değil. “Gerçek deneyim” dediğimiz, kişinin yıllar içinde kazandığı tecrübeleri yapay zeka hiçbir zaman tam olarak anlayamaz. Kriz anlarında verdiği kararlar, başarısızlıklardan çıkardığı dersler ve zamanla geliştirdiği sezgisel yaklaşımlar yapay zekanın analiz edebileceği verilerin ötesindedir. “Özellikle işe alım süreçlerinde, bir adayı gerçekten anlamak sadece özgeçmişindeki bilgilerle değil, o bilginin ardındaki hikayeye ulaşmakla mümkündür. Bunu da ancak deneyimi olan bir insan değerlendirebilir” diyen Bal, “Yapay zekanın eksik kaldığı bir diğer alan ise merak ve etik algısıdır. Merak, insanı yeni sorular sormaya ve bilinmeyene yönelmeye iter. Yapay zeka mevcut verilerle çalışır. Oysa merak duygusu, verinin dışında kalan yeni alanların keşfini sağlar. Aynı şekilde, etik kararlar da yalnızca mantıkla değil değerlerle şekillenir. Bir çalışan hakkında elde edilen bilginin nasıl kullanılacağı, liderin hangi durumda neyi savunacağı gibi kararlar yalnızca deneyimle verilir. Yapay zeka bu tür çok katmanlı insani değerlendirmelerde yetersiz kalır. Liderlikte empati kurmak, güven inşa etmek, kriz anlarında takımı duygusal olarak desteklemek insan dokunuşuna ihtiyaç duyan süreçlerdir. Bu yönüyle yapay zeka, liderin yerini asla alamaz” açıklamasında bulunuyor.

“Kültürel uyum da benzer şekilde, yapay zekanın insanın yerini dolduramayacağı alanlardan biridir” diyen Bal’ın aktardıklarına göre, 2025 yılında yayınlanan Deloitte’un Küresel İnsan Sermayesi Trendleri araştırmasında, yüksek kültürel uyum gösteren ekiplerde çalışan bağlılığı yüzde 30 artarken, performans yüzde 50’ye kadar yükseliyor. Bu veriler de, bir adayın şirket kültürüne ne kadar uyum sağlayabileceğini anlamanın yalnızca teknik yetkinlikleriyle ölçülemeyeceğini gösteriyor. “Kültürel uyum, adayın değerleriyle, kurumun değerleri arasında kurulan görünmeyen bir köprüdür” diyen Bal, “Bu köprünün kurulup kurulamayacağını ise yalnızca karşısındaki insanın sezgisi, deneyimi ve gözlem yeteneği anlayabilir. Yapay zeka, kültürü veri olarak değerlendirebilir ama onu hissedemez. Bu yüzden, teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, insana olan ihtiyaç bir çok alanda her zaman varlığını sürdürecektir” diye konuşuyor.

SON HABERLER

Liderlik anlayışı değişiyor: Performanstan insani liderliğe

2026’ya girerken artan belirsizlik, küçülen ekipler ve ağırlaşan iş yükleri, liderliği performans ölçen bir rolden çıkarıp güven inşa eden, insan odaklı bir sorumluluğa dönüştürüyor. Konunun uzmanlarıyla 2026’da liderleri nasıl bir tablonun beklediğini konuştuk.

Lider Profili, Belirsizliği Yönetebilenlerden Oluşacak

2026'da öne çıkacak lider profili, yalnızca hedef koyan ve performans ölçen değil, belirsizliği yönetebilen, açık iletişim kuran ve ekipleriyle bağ kurabilen yöneticilerden oluşacak.

Dönüşümü Çalışanlarıyla Birlikte Yönetenler Başaracak

Gilda&Partners Consulting Kurucusu Jilda Bal: "Teknolojik ilerlemenin kalıcılığı, insan faktörüne yapılan yatırımla ölçülür. 2026'da başarılı olacak şirketler, yalnızca yapay zekâyı entegre edenler değil, bu dönüşümü çalışanlarıyla birlikte yönetenler olacak."