BUSINESS NEWS

McKinsey & Lean In’in 2025 İş Dünyasında Kadınlar raporuna göre, kadın liderlerin %70’i son bir yıl içinde sık sık tükenmişlik yaşadığını söylüyor. Bu oran, artık kadın liderlerin üzerindeki ek baskıların göz ardı edilemeyecek bir noktaya geldiğini gösteriyor.

Özellikle görev süresi kısa olan ve organizasyonel dönüşüm dönemlerinde üst düzey roller üstlenen kadın liderlerde endişe ve stres belirgin biçimde yükseliyor. Yeni bir yapıyı ayağa kaldırma beklentisi, yüksek performans baskısı ve görünmez hata toleransı birleştiğinde tükenmişlik neredeyse kaçınılmaz hale geliyor. Bu gruptaki kadın liderlerin büyük bölümü aynı zamanda iş güvencesine dair ciddi kaygılar taşıyor.

Araştırma, şirkette beş yılın altında kıdeme sahip kadın liderlerin %80’den fazlasının iş güvencesine dair endişe taşıdığını ortaya koyuyor. Aynı çalışmada, görev süresi uzadıkça kadın ve erkek liderler arasındaki tükenmişlik ve güvenlik algısı farkının azaldığı görülüyor.

Bu durum baskıyı artıran temel unsurun liderliğin kendisinden çok, belirsizlik ve yeniden yapılanma ortamı olduğunu gösteriyor. Dönüşüm süreçlerinde yeni yapıyı kurma beklentisi, yüksek görünürlük ve sınırlı hata payı birleştiğinde liderlik rolü kalıcı bir stres alanına dönüşüyor.

Sadece bireysel dayanıklılık eksikliği, bu durumu açıklamak için yeterli değildir. Kurumsal sistemlerin, liderlik yükünü nasıl dağıttığıyla doğrudan ilişkili bir durumdur. Araştırmalar kadın liderlerin üst düzey rollerde daha az yapısal destek aldığını ve kariyer gelişimlerinin çoğu zaman kişisel çabaya bırakıldığını ortaya koyuyor. Bu durum, özellikle kadınlar için liderliğin yalnız ve yıpratıcı bir deneyime dönüşmesine neden oluyor.

2026 gündeminde liderlikte dayanıklılığın bu kadar öne çıkmasının nedeni de aslında bu durumla ilgilidir. Dayanıklılık, artık bireyin kendi başına geliştirmesi gereken bir özellik olarak ele alınmıyor. Kurumların liderlik mimarisinin bir parçası olmak zorunda. Net beklentiler, gerçekçi performans hedefleri, düzenli geri bildirim ve güçlü destek ağları olmadan tükenmişliği yönetmek mümkün olmuyor.

Üst düzey kadın liderlerde yükselen bu alarm, aynı zamanda yetenek yönetimi açısından da bir uyarı niteliği taşıyor. Tükenmişliğin normalleştiği bir liderlik modeli uzun vadede sürdürülebilir olmuyor ve bu nedenle rekabet dezavantajı yaratıyor.

Bu veriler ışığında kurumların odağı, kadın liderlerden bireysel dayanıklılık talep etmekten yerine, bu baskıyı azaltacak ve liderliği sürdürülebilir kılacak yapıları sistematik biçimde güçlendirmek olmalıdır.

SON HABERLER

Ücret şeffaflığı yeni döneme girdi: AB yönergesi şirketlere ne getiriyor?

İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting Kurucusu Jilda Bal, bu dönüşümün Türkiye’deki şirketler için de önemli bir gündem haline geleceğini belirtiyor. Ücret şeffaflığı yönergesi neler getiriyor?

Sürdürülebilirlikte Yetenek Açığı: Yeşil Beceri Talebi Arzın İki Katı Hızla Büyüyor

COP31 için gözler Kasım’da Antalya’ya çevrilirken, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) beş kıtadan 103 sürdürülebilirlik yöneticisiyle yaptığı araştırmaya göre yöneticilerin yüzde 68’i bu alandaki yetkinlik açığını önlerindeki en büyük engel olarak gösteriyor. Yeşil dönüşümün önündeki en büyük engel finansmandan çok yetenek açığına dönüşmüş görünüyor.

Teknolojiyle birlikte uzmanlığın değeri de artıyor

Türkiye’de istihdamdaki büyüme, sektörlerin tamamına aynı ölçüde yansımıyor. TÜİK’in Temmuz 2026 Ücretli Çalışan İstatistikleri’ne göre sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörlerinde toplam ücretli çalışan sayısı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,7 artarak yaklaşık 16,4 milyona ulaştı.

Yukarı Çık