HABERLER

SESSİZ KOPUŞA SÜRÜKLEYEN NEDENLER

Gilda&Partners Consulting Kurucusu Jilda Bal, bunu yalnızca bireysel bir motivasyon kaybı olarak değil, sistemsel bir yorgunluk olarak değerlendirmek gerektiğine dikkat çekiyor. Ekonomik belirsizlikler, sürekli değişen öncelikler, azalan iş güvencesi ve uzun süredir aynı pozisyonda kalmanın yarattığı durağanlık, hepsi bir araya gelerek çalışanı sessiz bir kopuşa sürüklüyor. Artık birçok kişi fiziksel olarak ofiste ama zihinsel olarak başka bir yerde bulunuyor. Kendi değerleriyle kurumun değerleri örtüşmeyen çalışan, anlam duygusunu kaybediyor. “Burada ne için çalışıyorum?” sorusuna net bir yanıt bulamadığında, bağlılık da sessizce sönüyor. Bu durumun yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığının da altını çizen Bal, “Gallup’un State of The Workplace 2025 raporuna göre dünya genelinde çalışanların yalnızca yüzde 21’i işine tam bağlı. Bu veriler, küresel ölçekte yaşanan bir içsel uzaklaşma dönemine işaret ediyor. Türkiye’de ise ekonomik baskılar, belirsizlikler ve kariyer ilerleme fırsatlarının sınırlı olması bu süreci daha da hızlandırıyor” diyor.

Peki bu sorunla nasıl başa çıkılır? Bal’a göre şirketlerin bu durumu çözmesi, çalışanı yeniden ‘uyandırması’ gerekiyor. Bunun yolu da kariyer rotası çizebilmekten geçiyor. Çalışanın gelişim beklentisini anlamak, kurum içinde ona uygun bir yol tanımlamak ve bunu açık biçimde paylaşmak çok önemli. Yıllarca aynı işi aynı şekilde yapan biri için motivasyonun sürmesini beklemenin gerçekçi olmayacağını ifade eden Bal, “O yüzden yöneticilerin, ekiplerindeki kişilerin doğru pozisyonlarda olup olmadığını da gözden geçirmesi şart” diyerek şu bilgileri aktarıyor:

“PwC Türkiye’nin 2024 araştırmasına göre, çalışanların yarısı kurumlarının kendi becerilerini yeterince anlayamadığını düşünüyor. Katılımcıların yaklaşık yüzde 50’si ise doğru kişilerle bağlantı kuramadığı için kariyer fırsatlarını kaçırdığını söylüyor. Bu da birçok kurumun, çalışanlarının gerçek potansiyelini göremediğini ya da yanlış pozisyonlarda tuttuğunu gösteriyor. Bazen iyi bir çalışan yanlış rolde kalıyor, bazen de yetkinlikleriyle işin gerekleri örtüşmüyor. Oysa bir kişi, farklı bir departmanda ya da görevde çok daha yüksek bir performans gösterebilir. Bu potansiyel fark edilmediğinde hem performans hem bağlılık zamanla zayıflıyor.”

Liderlere burada büyük sorumluluk düşüyor. Sessiz uyuma, genellikle iletişimsizlikten doğuyor. Açık, şeffaf ve iki yönlü iletişim kültürünün, bu kopuşu önlemenin en güçlü yolu olduğuna işaret eden Bal, “Belirsizlik dönemlerinde çalışanına güven, yön ve anlam verebilen liderler, kurumun ‘uyanık’ kalmasını sağlar. Çünkü nihayetinde, bir kurumun sürdürülebilir başarısını belirleyen unsur, insanların işe olan bağlılığı ve katılımıdır. Bu bağlılık zayıflamaya başladığında, sessizlik kurumun geneline yayılır” diyor.

SON HABERLER

Liderlik anlayışı değişiyor: Performanstan insani liderliğe

2026’ya girerken artan belirsizlik, küçülen ekipler ve ağırlaşan iş yükleri, liderliği performans ölçen bir rolden çıkarıp güven inşa eden, insan odaklı bir sorumluluğa dönüştürüyor. Konunun uzmanlarıyla 2026’da liderleri nasıl bir tablonun beklediğini konuştuk.

Lider Profili, Belirsizliği Yönetebilenlerden Oluşacak

2026'da öne çıkacak lider profili, yalnızca hedef koyan ve performans ölçen değil, belirsizliği yönetebilen, açık iletişim kuran ve ekipleriyle bağ kurabilen yöneticilerden oluşacak.

Dönüşümü Çalışanlarıyla Birlikte Yönetenler Başaracak

Gilda&Partners Consulting Kurucusu Jilda Bal: "Teknolojik ilerlemenin kalıcılığı, insan faktörüne yapılan yatırımla ölçülür. 2026'da başarılı olacak şirketler, yalnızca yapay zekâyı entegre edenler değil, bu dönüşümü çalışanlarıyla birlikte yönetenler olacak."