Jilda Bal, sunumunda kadınların iş hayatında karşılaştığı sistemsel engelleri çok boyutlu bir çerçevede ele alarak; küresel ölçekte ve Türkiye özelinde güncel veriler ışığında kapsamlı bir değerlendirme sundu. Kadınların kariyer basamaklarında karşılaştıkları temel sorunlara dikkat çeken Bal, bu yapısal gerçekliklerin yalnızca bireysel değil, kurumsal ve toplumsal dinamiklerle de yakından ilişkili olduğunu vurguladı.
Bal: “Asıl Sürdürülebilirlik insan faktörüdür”
Bal, şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki dönüşümlerini yalnızca çevresel politikalarla sınırlı tutmamaları gerektiğini, aynı zamanda çalışanların çalışma koşullarını iyileştiren uygulamaları da bu sürecin ayrılmaz bir parçası haline getirmeleri gerektiğini vurguladı. “Bu konu bir eşitlik başlığı değil, bir stratejik sürdürülebilirlik meselesi” diyen Bal, kapsayıcı ve insan odaklı vizyonlara sahip şirketlerin uzun vadede finansal performanslarının da daha güçlü olduğuna dikkat çekti.
Kadın çalışanların kariyer yolculuklarında en çok talep ettikleri unsurun esneklik olduğunu ifade eden Bal, “Kadınlar hangi mesleğe uygundur sorusu yanlış bir sorudur. Kadınlar yalnızca esnek ve kapsayıcı bir çalışma düzeni istiyor. En sık gelen soru: ‘Hibrit çalışma var mı?’” sözleriyle mevcut tartışma çerçevesini eleştirdi. Özellikle çalışan annelerin, 0-5 yaş aralığındaki çocuklarına yönelik kreş gibi destek mekanizmaları sunan kurumları daha fazla tercih ettiğini belirterek, iş-yaşam dengesi politikalarının kurumsal tercihleri doğrudan etkilediğini vurguladı.
Küresel Tablo: Eşitlik için 123 Yıl
Sunumda paylaşılan güncel verilere göre, 2025 yılı itibarıyla toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yalnızca %68,8’i giderilmiş durumda. Mevcut ilerleme hızının korunması halinde, tam eşitliğe ulaşılmasının yaklaşık 123 yıl süreceği öngörülüyor. Öte yandan, kadınların küresel ölçekte iş gücüne katılım oranı %41,2 seviyesinde kalırken, üst düzey yönetici pozisyonlarında bu oran yaklaşık %28,8’e kadar geriliyor. Bu tablo, eşitliğin yalnızca nicel katılımda değil, karar alma mekanizmalarındaki temsilde de önemli bir mesafe kat edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Türkiye’de Durum Nasıl?
Bal, TÜİK verilerine göre Türkiye’de kadın istihdam oranının %31,7, erkeklerde ise %66,8 seviyesinde olduğunu belirterek, bu farkın yapısal bir eşitsizliğe işaret ettiğini vurguladı. Ayrıca bazı durumlarda kadınların aile işletmelerinde sigortalı gösterilmesine rağmen fiilen iş gücüne katılmadıklarını, bu nedenle gerçek katılım oranının resmi verilerin de altında olabileceğini ifade etti. Dijital dönüşüm ve teknolojik gelişmelerle birlikte hibrit çalışma modellerinin dünyada daha erken yaygınlaşmasına karşın, Türkiye’de bu dönüşümün büyük ölçüde pandemi sonrasında gündeme geldiğini belirten Bal, kadınların iş gücündeki temsili açısından Avrupa ile karşılaştırıldığında benzer bir ilerleme hızının yakalanamadığına dikkat çekti.
Yeni Mezun Kadınlara Öneriler
Bal, kariyerinin başında olan ve eğitimlerinin sonuna yaklaşan öğrencilere yönelik önemli tavsiyelerde bulundu. Genç kadınların iş hayatına daha güçlü bir başlangıç yapabilmeleri için mentorluk ve destek mekanizmalarından mutlaka yararlanmaları gerektiğini vurgulayan Bal, aynı zamanda dijital yetkinliklerin ve veri okuryazarlığının günümüz iş dünyasında belirleyici bir rol oynadığına dikkat çekti. Görünür olmanın ve profesyonel ağlar içinde aktif şekilde yer almanın kariyer gelişimi açısından kritik olduğunu ifade eden Bal, kariyer basamaklarının ise acele edilmeden, ancak kararlılıkla ve sağlam adımlarla çıkılması gerektiğini belirtti. Bu kapsamda Bal’ın öne çıkardığı öneriler şu şekilde sıralandı: mentorluk ve destek arayışında olmak, dijital yetkinlik ve veri okuryazarlığına yatırım yapmak, profesyonel görünürlük oluşturmak ve kariyer yolculuğunda yavaş da olsa emin adımlarla ilerlemek. Program, öğrencilerin yönelttiği sorular ve karşılıklı değerlendirmelerle sona erdi.