Empati Tükenmesi Liderlik Riskini Büyütüyor
Son iki yılda çalışma hayatının temposu hızlandı ve liderlerin sorumluluk seti genişledi. Stratejik beklentiler arttı, maliyet baskısı yoğunlaştı ve ekiplerin adaptasyon ihtiyacı güçlendi. Bu durum, liderlerde empati tükenmesi olarak tanımlanan bir yıpranmayı beraberinde getirdi.
Yoğun rekabet, sürekli değişen öncelikler ve artan verimlilik baskısı liderleri daha reaktif, daha kısa vadeli ve çoğu zaman daha mesafeli kararlar almaya itiyor.
Ancak bu durum, kurum içinde görünmeyen bir maliyet yaratıyor. Bağlılığı düşen ekiplerde hedeflere ulaşma oranı zayıflıyor, iş birliği duygusu kırılıyor ve yenilik üretme kapasitesi geriliyor.
2026’ya yaklaşırken liderlik anlayışı köklü bir dönüşüm yaşıyor. Artık yüksek EQ, performansı sürdürülebilir kılan ana unsur olarak görülüyor. Çalışanlar dinlendiğini, anlaşıldığını ve kapsayıcı bir ortamda değer gördüğünü hissetmek istiyor.
Liderlerin duygu yönetimi becerisi bu nedenle doğrudan şirket sonuçlarıyla ilişkilendiriliyor. Araştırmalar, empatiye özen gösteren liderlerin takımlarında yaratıcılığın yükseldiğini, işten ayrılma oranlarının azaldığını ve kurum içi dayanıklılığın güçlendiğini gösteriyor.
Bu dönüşümün iş dünyasında kalıcı bir standart haline geldiği öngörülüyor. Yeni dönemin liderleri ekiplerinin duygu dinamiklerini doğru okuyabilen, stres yükünü yönetebilen ve iletişimde güven inşa eden kişiler olacaktır.
Duygusal zekâ bir davranış özelliği olmasından çok, şirket kültürünü ve stratejik performansı doğrudan etkileyen temel bir liderlik ölçütüne dönüşüyor.
2026’da öne çıkacak kurumlar sonuç odaklılıklarını sürdürürken empatiyi güçlendiren liderleri destekleyenler olacak.