HABERLER

Dijital iletişim kanallarının artan yoğunluğu, ardı arkası kesilmeyen toplantılar ve parçalanan iş günleri, çalışanların derin odak gerektiren işleri sürdürülebilir biçimde yürütmesini her geçen gün daha da zorlaştırıyor.

Odak süresi kısalıyor, zihinsel yük artıyor

Insightful’un raporu, çalışanların iş günlerinin büyük bölümünü kesintilerle bölünmüş şekilde geçirdiğini ortaya koyuyor. Gün içinde sık sık bölünen odak, her kesintiden sonra yeniden toparlanmayı gerektiriyor. Bu durum yalnızca üretkenliği değil; karar alma kalitesini, yaratıcılığı ve işten alınan tatmini de doğrudan etkiliyor.

Odaklanmanın sürekli kesintiye uğraması, çalışanlar üzerinde ciddi bir zihinsel yük yaratırken, yapılan işin niteliğini de aşağı çekiyor.

İş günü artık kesintilerle tanımlanıyor

Microsoft’un yayımladığı Çalışma Trendleri Endeksi ise odak kaybının artık istisnai değil, iş gününün temel özelliği haline geldiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre ortalama bir çalışan, mesai saatleri içinde her iki dakikada bir toplantı, e-posta ya da mesajla bölünüyor. Bu da gün boyunca yaklaşık 275 ayrı kesinti anlamına geliyor.

Üstelik toplantıların yüzde 60’ının plansız gerçekleştiği belirtilirken, mesai saatleri dışındaki mesajlaşmaların da bir önceki yıla kıyasla yüzde 15 arttığı görülüyor. Akşam 20.00 sonrasında yapılan toplantılardaki yüzde 16’lık artış ise iş ve özel hayat arasındaki sınırların giderek silikleştiğine işaret ediyor.

Çalışanlar yorgun, yöneticiler kaotik

Bu parçalı yapı içinde çalışanların yüzde 80’i, işlerini layıkıyla yapabilmek için yeterli zaman ya da enerjiye sahip olmadığını ifade ediyor. Yöneticilerin yüzde 52’si ise kendi iş günlerini “kaotik” ve “bölünmüş” olarak tanımlıyor.

Ortaya çıkan tablo, odaklanmanın bireysel bir beceri olmaktan çıkıp, kurumların yeniden tasarlaması gereken stratejik bir başlığa dönüştüğünü gösteriyor. Verimlilik, artık daha fazla çalışmaktan değil; daha az bölünerek çalışabilmekten geçiyor.

“Odaklanma artık bireysel değil, kurumsal bir sorumluluk”

İnsan Kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting kurucu ortağı Jilda Bal, odak süresindeki bu düşüşün şirketler için güçlü bir uyarı olduğunu belirtiyor:

“Verimliliği daha fazla toplantı ve daha yoğun iletişimle artırmaya çalışmak, çoğu zaman ters etki yaratıyor. Asıl farkı yaratan, odaklı çalışmayı destekleyen iş tasarımları ve net önceliklendirme yaklaşımlarıdır. Diğer tarafta ise gün içerisinde derin düşünme ve odak gerektiren işler için ayrılan zaman daralırken, iş günü uzuyor fakat iş kalitesi aynı hızda artmıyor. Bu durum, zihinsel yorgunluğun ve tükenmişlik riskinin neden kalıcı hale geldiğini net biçimde gösteriyor. Kesintileri azaltan organizasyonel alışkanlıklar yeni dönemin rekabet avantajını belirliyor. Odaklanmayı artık çalışanlardan sadece bireysel bir beceri olarak beklememek gerekir. Kurumlarında bilinçli bir şekilde çalışanları desteklemesi gerekmektedir.”

SON HABERLER

Belirsizlik dönemi yeni iş fırsatları yaratacak

Dünyadaki ekonomik ve jeopolitik belirsizliklerin 2026 yılında yeni iş fırsatları yaratacağı, bu fırsatların merkezinde ise yapay zekânın yer aldığı belirtiliyor. Uzmanlara göre, yapay zekâ iş dünyasında köklü bir dönüşüm yaratacak ancak meslekler tamamen ortadan kalkmayacak, teknolojiyle yeniden tanımlanacak.

Rekor Odak Kaybı: Çalışanların %80’i Bir Saati Tam Odakla Geçiremiyor

İş yerinde verimlilik tartışmaları hız kazanırken, çalışanların odaklanma kapasitesiyle ilgili veriler dikkat çekiyor. Insightful'un Odak Zamanı Araştırması raporuna göre, çalışanların %80 i bir saat bile tam odakla çalışamıyor.

Modern İş Gününün Sessiz Sorunu: Odaklanmak

Takvimler dolu, mesajlar ardı ardına geliyor, toplantılar birbirini kovalıyor. Ancak tüm bu hareketlilik gerçekten üretken olduğumuz anlamına mı geliyor? Veriler bunun tam tersini söylüyor. Modern iş gününün en büyük sorunu artık zaman değil, odak.