HABERLER

İnsan Kaynaklan danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting kurucusu Jilda Bal, ekonomik ve jeopolitik belirsizliklerin özellikle CEO ve CFO’ların karar alma gündemini yeniden şekillendirdiğine dikkat çekiyor.Ekonomik ve jeopolitik belirsizlikler, IBM’in İş Dünyası Trendleri 2026 raporu, üst düzey yöneticilerin yüzde 74’ünün ekonomik ve jeopolitik belirsizliğin yeni iş fırsatları yaratacağına inandığını gösteriyor. Bu oran, yılın en çarpıcı eğilimi olarak dikkat çekiyor.

FIRSATLARI YARATIR MI?

2026’ya girilirken küresel ekonomi ve jeopolitik ortam, belirsizliklerin artmasıyla birlikte iş dünyasında da hem risk hem de olası fırsat alanlarını gündeme taşıyor.

IBM’in İş Dünyası Trendleri 2026 raporuna göre, üst düzey yöneticilerin %74’ü, ekonomik ve jeopolitik belirsizliğin yeni iş fırsatları yaratacağına inanıyor. Bu oran, yılın en çarpıcı eğilimi olarak öne çıkıyor. Aynı raporda, C-seviye liderlerin yüzde 84’ü, 2026’da kendi organizasyonlarının performansı konusunda olumlu beklentiye sahip olduğunu belirtiyor. CEO’ların ve üst düzey yöneticilerin yüzde 95’ine göre, hızlı ve gerçek zamanlı karar alma 2026’da şirket performansını doğrudan etkileyen başlıca alanlardan biri olacak. Bu alanda yavaş kalan şirketlerin rekabet avantajını korumakta zorlanacağı öngörülüyor. Bu veriler, belirsizlik ortamının sadece risk değil aynı zamanda stratejik fırsatlar yaratan bir çerçeve olarak değerlendirildiğini gösteriyor.

BU ORTAMDAN KAZANÇLI ÇIKANLAR

IBM’in raporu, belirsizliğin iş dünyasında yalnızca dışsal bir baskı unsuru olarak değil, stratejik yön belirleyici bir faktör olarak ele alındığını ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, Dünya Ekonomik Forumu’nun belirsizliğin küresel ekonomi üzerindeki etkilerini ölçmeye yönelik analizleriyle de örtüşüyor. Baş ekonomistlerin yüzde 82’si küresel ekonomik belirsizlik seviyesini “yüksek” veya “çok yüksek” olarak tanımlıyor. Veriler, belirsizliğin geçici olmadığını, şirketlerin yatırım kararlarından organizasyonel yapılanmalarına kadar pek çok alanda yeniden konumlanmayı zorunlu kılan kronik bir durum olduğunu gösteriyor.

KPMG’nin son dönem küresel analizleri de bu durumu destekliyor Analizlere göre, üst düzey yöneticilerin yaklaşık yüzde 70’i, belirsizlik ortamında tek bir uzun vadeli plana bağlı kalmak yerine, farklı olasılıklara göre hazırlık yapmayı tercih ediyor. Aynı çalışmalarda, hızlı karar alma ve organizasyonel çeviklik liderler tarafından 2026’da öne çıkacak yönetim yetkinlikleri arasında yer alıyor. Belirsizlik CEO ve CFO’ların karar alma gündemini yeniden şekillendiriyor

İnsan Kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting kurucusu Jilda Bal, ekonomik ve jeopolitik belirsizliklerin özellikle CEO ve CFO’ların karar alma gündemini yeniden şekillendirdiğine dikkat çekiyor. “Bugün üst yönetim için mesele, büyümenin ötesinde, nakit akışı, maliyet yapısı ve risk yönetimi arasındaki dengeyi aynı anda koruyabilmektir. Belirsizlik, CEO ve CFO’ların karar alışkanlıklarını değiştiriyor. 2026’ya girerken CEO ve CFO’lar açısından en önemli ayrışma, tek bir ekonomik senaryoya göre hareket eden yapılarla farklı olasılıklara hazırlıklı karar mekanizmaları kurabilen organizasyonlar arasında yaşanıyor. Belirsizlik ortamında finansal disiplin ile stratejik esnekliği birlikte yönetebilen şirketler, bu dönemi doğru yönetip, yeni iş fırsatları yaratabiliyor.”

SON HABERLER

Belirsizlik dönemi yeni iş fırsatları yaratacak

Dünyadaki ekonomik ve jeopolitik belirsizliklerin 2026 yılında yeni iş fırsatları yaratacağı, bu fırsatların merkezinde ise yapay zekânın yer aldığı belirtiliyor. Uzmanlara göre, yapay zekâ iş dünyasında köklü bir dönüşüm yaratacak ancak meslekler tamamen ortadan kalkmayacak, teknolojiyle yeniden tanımlanacak.

Rekor Odak Kaybı: Çalışanların %80’i Bir Saati Tam Odakla Geçiremiyor

İş yerinde verimlilik tartışmaları hız kazanırken, çalışanların odaklanma kapasitesiyle ilgili veriler dikkat çekiyor. Insightful'un Odak Zamanı Araştırması raporuna göre, çalışanların %80 i bir saat bile tam odakla çalışamıyor.

Modern İş Gününün Sessiz Sorunu: Odaklanmak

Takvimler dolu, mesajlar ardı ardına geliyor, toplantılar birbirini kovalıyor. Ancak tüm bu hareketlilik gerçekten üretken olduğumuz anlamına mı geliyor? Veriler bunun tam tersini söylüyor. Modern iş gününün en büyük sorunu artık zaman değil, odak.