HABERLER

Yapılan bir araştırmaya göre; CEO’ların %60’ı işlerini kaybetme endişesi taşıyor. Büyük ekonomik dalgalanmalar ve jeopolitik riskler nedeniyle iş modellerini gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyor.

Son yıllarda iş dünyasında yaşanan belirsizlikler ve hızlı teknolojik gelişmeler, CEO’ların kaygı seviyelerini önemli ölçüde artırdı. AlixPartners’ın “Yıkım Endeksi” araştırmasının 2025 yılı öngörüsü, CEO’ların %60’ı işlerini kaybetme endişesi taşıdığı ve neredeyse tamamının büyük ekonomik dalgalanmalar, jeopolitik riskler, yapay zeka ve otomasyon gibi dönüşümler nedeniyle iş modellerini yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyor.

 Özellikle yapay zekanın iş dünyasındaki rolünün hızla büyümesi, liderlerin şirket içindeki dinamikleri nasıl yönetecekleri konusunda belirsizlikler yaratıyor. Tüm bu unsurlar, CEO’ların geleceğe dair endişelerini artırırken, karar alma süreçlerini de daha karmaşık hale getiriyor. Bu süreçte, CEO’lar, teknoloji ve otomasyon gibi fırsatlar ile ilgili iyimser olmakla birlikte, aynı zamanda bu gelişmelerin iş gücü üzerinde yaratacağı etkilere dair kaygılar taşıyor. Küresel ölçekte CEO’ların %80’i, yapay zeka ve otomasyonu şirketlerinin gelirlerini artırmak için kullandıklarını belirtirken, %35’i bu teknolojilerin çalışanların eleştirel düşünme becerilerini azaltabileceğinden endişe ettiklerini ifade ediyor.

Türkiye’de de benzer bir tablo söz konusu. KPMG’nin 2024 yılı sonunda yayınlanan “Küresel CEO Öngörüleri 2024” raporuna göre, CEO’ların %76’sı yapay zekanın önümüzdeki üç yıl içinde şirketlerindeki çalışan sayısını azaltmayacağını öngörse de, %63’ü şirketlerinin teknolojik değişim hızına ayak uyduramadığını belirtiyor. Değişen iş modelleri ve dijitalleşmenin hız kazandığı bu dönemde, CEO’ların belirsizliklere karşı nasıl bir strateji izleyeceği, şirketlerin geleceği açısından belirleyici olacak.

2025’te Jeopolitik ve Teknolojik Temelli Kaygılar

2025 yılında CEO’ların kaygılarını artırabilecek başlıca faktörler arasında jeopolitik gerilimler, ekonomik dalgalanmalar ve teknolojik gelişmeler ön plana çıkıyor. Küresel çapta Çin ve ABD arasındaki yapay zeka rekabetinin de tetiklediği ticaret savaşları, tedarik zincirlerini doğrudan etkileyerek maliyet artışlarına ve iş dünyasında belirsizliğe neden oluyor. Bununla birlikte, yeni uygulanan gümrük tarifeleri ve yatırım kısıtlamaları, şirketlerin küresel operasyonlarını yeniden yapılandırmalarını gerektiriyor. Avrupa’da da benzer şekilde, artan regülasyonlar ve ticaret politikalarındaki değişimler, CEO’ların risk yönetimi stratejilerini gözden geçirmelerini zorunlu kılıyor.

Teknoloji alanında ise yapay zeka ve otomasyonun iş süreçlerine entegrasyonu, liderlerin en büyük sınavlarından biri haline geliyor. İş gücünün bu dönüşüme nasıl adapte edileceği, çalışanların rollerinin nasıl şekilleneceği ve yeni teknolojilere yatırım yaparken finansal dengeyi korumanın yolları, CEO’ların sürekli olarak gündeminde olan konular arasında yer alıyor. Diğer yandan, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik baskıları da iş dünyasını dönüştürmeye devam ediyor. Şirketlerin çevresel etkilerini azaltma yönünde attıkları adımlar, hem yatırımcıların hem de kamuoyunun dikkatle izlediği konular haline gelirken, CEO’lar bu dönüşümü yönetme sorumluluğuyla karşı karşıya kalıyor.

Yöneticilerin Kaygı Yönetimi ve Çalışanlara Etkisi

Gilda&Partners kurucusu Jilda Bal, yöneticilerin kaygılarını yönetme konusunda şunları ifade ediyor: “Yöneticilerin artan kaygıları, yalnızca kendi performanslarını değil, aynı zamanda çalışanların motivasyonunu ve şirket kültürünü de etkiler. Bu nedenle, liderlerin duygusal zekalarını geliştirerek stresle başa çıkma becerilerini artırmaları önem taşıyor. Açık iletişim ve destekleyici bir çalışma ortamı oluşturarak, hem kendi kaygılarını yönetebilirler hem de ekiplerinin verimliliğini sürdürebilirler.”

Jilda Bal, bu değerlendirmesinin yanı sıra, teknoloji sektöründe özellikle yapay zeka ve otomasyon gibi teknolojilerin hızlı entegrasyonu ile birlikte şirketlerin, çalışanlarını bu değişimlere nasıl hazırlayacağı konusunda daha fazla yatırım yapmaları gerektiğini vurguluyor.

SON HABERLER

Liderlik anlayışı değişiyor: Performanstan insani liderliğe

2026’ya girerken artan belirsizlik, küçülen ekipler ve ağırlaşan iş yükleri, liderliği performans ölçen bir rolden çıkarıp güven inşa eden, insan odaklı bir sorumluluğa dönüştürüyor. Konunun uzmanlarıyla 2026’da liderleri nasıl bir tablonun beklediğini konuştuk.

Lider Profili, Belirsizliği Yönetebilenlerden Oluşacak

2026'da öne çıkacak lider profili, yalnızca hedef koyan ve performans ölçen değil, belirsizliği yönetebilen, açık iletişim kuran ve ekipleriyle bağ kurabilen yöneticilerden oluşacak.

Dönüşümü Çalışanlarıyla Birlikte Yönetenler Başaracak

Gilda&Partners Consulting Kurucusu Jilda Bal: "Teknolojik ilerlemenin kalıcılığı, insan faktörüne yapılan yatırımla ölçülür. 2026'da başarılı olacak şirketler, yalnızca yapay zekâyı entegre edenler değil, bu dönüşümü çalışanlarıyla birlikte yönetenler olacak."