HABERLER

Global ekonomiye 2026’da jeopolitik risklerle daha da derinleşen ‘puslu’ havanın damga vurması bekleniyor. Belirsizliği ekonomik büyümenin en büyük düşmanı olarak nitelendirilirken uzmanlar, “Bu ortam aynı zamanda fırsatlar da yaratıyor” diyor. IBM’in İş Dünyası Trendleri 2026 raporuna göre üst düzey yöneticilerin yüzde 74’ü, ekonomik ve jeopolitik belirsizliğin yeni iş fırsatları yaratacağına inanıyor. Raporda, belirsizliği avantaja çevirmeyi başaran, yapay zekâyı şeffaflıkla yöneten ve işbirliklerini güçlendiren markaların 2026’da fark yaratacağı belirtiliyor. Uzmanlara göre, meslekler teknolojiyle yeniden tanımlanacak ve 2026’da yapay zekâ odaklı yeni rollere ihtiyaç artacak.

YENİ DEĞER ALANLARI

Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal’ın dediğine göre, belirsizlik yeni iş modellerinin ve karar alma reflekslerinin hızlandığı bir zemin olarak ele alınmalı. “Üst düzey yöneticiler için yeni fırsatlar, özellikle yapay zekâ destekli karar alma sistemlerinde yoğunlaşıyor” diyen Bal, “Öne çıkan fırsatlar, klasik büyüme alanlarından çok uyum ve yeniden konumlanma yeteneği etrafında şekilleniyor. Yapay zekâ destekli tedarik zinciri yönetimi, dinamik fiyatlama modelleri risk analitiği ve müşteri deneyimi tasarımı gibi alanlar belirsizlikten beslenen yeni değer alanları yaratıyor. Hızlı tepki verebilen, dijital okur-yazarlığı yüksek ve veriyi karar süreçlerine entegre edebilen şirketler için bu dönem rekabet avantajını kalıcı hale getirme potansiyeli taşıyor” değerlendirmesini yaptı.

HANGİ MESLEKLER PARLAYACAK

Bu doğrultuda 2026’da parlayacak mesleklerin teknolojik dönüşümle iç içe ilerlediğine vurgu yapan Bal, “Yapay zekâ alanında model geliştirme ile beraber, verinin nasıl toplandığını nasıl işlendiğini ve nasıl yönetişime tabi tutulduğunu belirleyen rollere de ihtiyaç artıyor. Veri ürün yöneticileri, yapay zekâ etik ve yönetişim uzmanları, karar destek sistemleri analistleri gibi pozisyonlar bu dönüşümün somut örnekleri arasında. Siber güvenlik tarafında ise tehdit avcılığı (threat hunting), bulut güvenliği ve regülasyon uyumu odaklı roller daha stratejik bir konuma taşınıyor. Sürdürülebilirlik ve regülasyon takibi alanlarında da veriye dayalı raporlama yapan uyum ve risk uzmanları öne çıkıyor” dedi.

İnsan kaynakları gibi geleneksel fonksiyonların da bu dönüşümden etkilendiğini belirten Bal, “İK rolleri artık yalnızca süreç yöneten değil, veri okuyan, öngörü üreten ve işgücü planlamasını analitik modellerle destekleyen bir yapıya evriliyor. “HR Tech” çözümleriyle birlikte yetenek analitiği, çalışan deneyimi tasarımı ve dijital performans yönetimi gibi yeni uzmanlık alanları ortaya çıkıyor. Benzer şekilde “Health Tech”, “Fintech” ve “Legal Tech” gibi dikeylerde de mevcut meslekler teknolojiyle yeniden tanımlanıyor. Öne çıkan bu meslekler ve pozisyonlar, meslek değişikliği düşünenler için tamamen yeni alanlara geçmekten çok, mevcut uzmanlığı teknolojiyle yeniden ele almanın daha gerçekçi bir rota olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

SON HABERLER

Rekor Odak Kaybı: Çalışanların %80’i Bir Saati Tam Odakla Geçiremiyor

İş yerinde verimlilik tartışmaları hız kazanırken, çalışanların odaklanma kapasitesiyle ilgili veriler dikkat çekiyor. Insightful'un Odak Zamanı Araştırması raporuna göre, çalışanların %80 i bir saat bile tam odakla çalışamıyor.

Modern İş Gününün Sessiz Sorunu: Odaklanmak

Takvimler dolu, mesajlar ardı ardına geliyor, toplantılar birbirini kovalıyor. Ancak tüm bu hareketlilik gerçekten üretken olduğumuz anlamına mı geliyor? Veriler bunun tam tersini söylüyor. Modern iş gününün en büyük sorunu artık zaman değil, odak.

Çalışanların yüzde 80’i odaklanamıyor

Insightful’un Odak Zamanı Araştırması raporuna göre çalışanların yüzde 80’i bir saat bile tam odakla çalışamıyor. Bu veri, odak kaybının kurumsal ölçekte bir verimlilik sorunu haline geldiğini gösteriyor. Dijital iletişim kanallarının yoğunluğu ve iş gününün parçalanan yapısı, çalışanların derin odak gerektiren işleri sürdürülebilir biçimde yürütememesine neden oluyor.