Küresel enflasyonun kademeli olarak düşmesine rağmen Türkiye’de ücret artış baskısının süreceği öngörülüyor. Trading Economics’in modellemesine göre Türkiye’de asgari ücretin 2026 yılında yaklaşık 32 bin TL/ay (brüt) seviyesine yükselmesi bekleniyor. Bu, mevcut brüt tutara kıyasla yüzde 23–25 civarında bir artış anlamına geliyor.
Benzer biçimde OECD 2025 Economic Outlook raporunda Türkiye için 2026 yılı ortalama fiyat artışının yüzde 21 civarında seyredeceği öngörülüyor. Bu oran dikkate alındığında, net asgari ücretin 27 bin TL civarında belirlenmesi ihtimalini güçlendiriyor. Bu durumda, enflasyon da göz önüne alındığında olası 2026 artışı, çalışanların yaşam maliyetlerindeki reel kaybı tamamen telafi etmeyebilir.
Ekonomistler, yeni asgari ücretin yalnızca enflasyona endeksli değil alım gücü temelli bir yaklaşımla belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Bu durum, 2026’da maaş artış oranlarının özel sektörde de referans alınacağı anlamına geliyor. Özellikle giriş seviyesi pozisyonlarda beyaz yakalı ücretlerin yeniden dengelenmesi gündemde.
“Çalışanların alım gücü toparlanamadı”
İnsan Kaynakları danışmanlık şirketi Gilda&Partners Kurucusu Jilda Bal, 2026 asgari ücret beklentilerini şu şekilde değerlendirdi:
“2026, ücret politikalarında yeniden kalibrasyon yılı olacak. Enflasyon düşse bile çalışanların alım gücü henüz toparlanmadı. Şirketler artık maaş artışlarını yalnızca piyasa ortalamasına göre değil çalışan deneyimine ve sürdürülebilir motivasyona göre kurgulamak zorunda. Önümüzdeki dönemde, ücret şeffaflığı, yan hakların genişletilmesi ve performansa dayalı ödül sistemleri çok daha belirleyici hale gelecek. Kısa vadeli zamlar değil, uzun vadeli güven inşası çalışan bağlılığını koruyacak.”